Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Haziran, 2012 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

"Her canlı bir gün ölümü tadacaktır."

"Her canlı bir gün ölümü tadacaktır."

Ne vurucu bir cümle üzerinde yorum yapmaya gerek yok.
Yazının omurgası şöyledir canım kardeşim:
Ölüm ve HayyamAgoniMeral Okay ve vasiyeti   Krematoryum18 bin liraya mezar yeri
 Majdanek İmha KampıAuschwitz-Birkenau İngiltere’nin Redditch kenti belediye meclisiGiordano Bruno ve idamı Ölüm özgürlüğü, yaşam özgürlüğü
Devam edelim Ömer Hayyam alıntımızla ve Fazıl bütünlememizle. Isınalım biraz 'soğuk' konumuza. Ölümü anlamaya çalışıp, yaşamı tecrübe etmek benim yöntemimdir. Biraz işe yarıyor ve fakat bilemem Sizler nasıl bakarsınız bu değerlendirme biçimine. Hadi, gel benimle. Yaşamanın sırlarını bileydin
Ölümün sırlarını da çözerdin;
Bugün aklın var, bir şey bildiğin yok:
Yarın, akılsız, neyi bileceksin? Ömer Hayyam

Can bir şaraptır, insan onun destisi;  Beden bir ney gibidir, kan o neyin sesi.  Hayyam, bilir misin nedir bu ölümlü varlık: Hayal fenerinde bir ışık pırıltısı. 256. Rubai http://siir.gen.tr/siir/o/omer_hayyam/241-260.htm Öl…

Yalnız Bir Opera (Sanki Dokunulmazdı Çocukken Ağlamak)

Tadım yoksa, ben böyle yapıyorum.  Açıyorum uzunca bir şiir.  Kardeşimizin meselesine ortak oluyorum.  İyi geliyor.
Öyleysen sana da gelir.  Değilsen bir ara okursun. Ya da okumazsın.
Benim ne alakam olur ki kimin neyi okuyup okumadığından.
Sadri Alışık Abimizin Serseri filminde dediği gibi "Falanları filanları görüp 'Gidiyorum elveda.' diyeceğimiz" hayattan ceplerimize ne kadar falanlar filanler yükleyebiliriz ki zaten.
Herkes bir yandan bakmaya çalışıyor.
Ne güzel.
Gel ben nasıl baktım bugün ona bakalım.
Uzunca bir şiir ve  Sezen Aksu bestesini en has yorumdan dinleyerek Yol'da olalım.
 MODEL yorumunu da tavsiye ederim.
Başarı tesadüf değildir.
Kalite barındırır. "Sanki Dokunulmazdı Çocukken Ağlamak,
 Ey sanat! Her şeyi hayata dönüştüren"



Yalnız Bir Opera / Murathan Mungan

Ölü bir yılan gibi yatıyordu aramızda yorgun, kirli ve umutsuz geçmişim oysa bilmediğin bir şey vardı sevgilim Ben sende bütün aşklarımı temize çektim
İmrendiğin, öfkelendiğin kız…

Mammon ve Tanrı

Merhabalar Canım benim.

En baştan söyleyeyim.
Para maddesine, satın alma gücü olarak bakmak her zaman yaşamı daha nitelikli kılıyor diye düşünüyorum.
Yani ben öyle değerlendiriyorum.
Farklı değerlendirmelerin yapılacağı bu yazı içerisindeki bakış açımı belirteyim de zaten kafa biraz bulanacak.
Biraz teori içerikli, biraz şehir efsanesi ve biraz paranoyak çokça da bizden olan bir derleme olacak.

Yazının omurgası şöyledir canım kardeşim:
Yazıya girişmeme temel olan bakış açımdan söz edeceğimÜlkemizde gerçekleşen ironik-acı bir olay Shakespeare Atinalı Timon   Bir iş adamının çok beğendiğim yazısı Karl Marx’ın 1844 ekonomik felsefi elyazmaları Para hakkında ELEKTRONiK PARABundan 1400 yıl önceden bir şairin Para hakkında şiiriMaymunlarla, insan davranışlarını çözümleyen bir deney Kızıldereli şef SeatleKüçük yorumum
Yazıya girişmeme temel olan bakış açım: George Bernard Shaw der ki; "Parayı köleniz yapın, yoksa efendiniz olur."
“Hiç kimse iki efendiye kulluk edemez. Ya …

Ay Karanlık Ahmed Arif Usta Uyanmıyo!

Canım hiç karalamak istemiyor kardeşim. Canım,  benim,  hiç. 3 video,  1 şiir. Kelime yok bugün. Gel. Yürüyelim.
http://tr.wikipedia.org/wiki/R%C3%BC%C5%9Ft%C3%BC_Asyal%C4%B1
Yüreğimde çok farklı bir yeri olan Usta: Ahmed Arif

AY KARANLIK Maviye/Maviye çalar gözlerin,
Yangın mavisine/Rüzgarda asi,
Körsem/Senden gayrısına yoksam
Bozuksam/Can benim, düş benim,
Ellere nesi?
Hadi gel,
Ay karanlık...
İtten aç/Yılandan çıplak,
Vurgun ve bela
Gelip durmuşsam kapına
Var mı ki doymazlığım?
İlle de ille/Sevmelerim,
Sevmelerim gibisi?
Oturmuş yazıcılar
Fermanım yazar
N'olur gel,
Ay karanlık...
Dört yanım puşt zulası,
Dost yüzlü,
Dost gülücüklü
Cıgaramdan yanar.
Alnım öperler,
Suskun, hayın, çıyansı.
Dört yanım puşt zulası,
Dönerim dönerim çıkmaz.
En leylim gecede ölesim tutmuş
Etme gel, Ay karanlık... 
Yazar : AHMED ARİF



Uyanmıyo ya.

Beni Siz Delirttiniz-İstemem Eksik Olsun (Semih Saygıner,Uğur Dündar,Fazıl Say,Ayşe Sucu)

Bugün, yaşamımı olağan şekilde devam ettirmemi engelleyen bir kaç durumdan bahsedeceğim. İnsan merakı olsun ya da olmasın sosyal çevresi ile birlikte yaşar.  Ve bu çevrenin en büyüğü de yaşadığı coğrafyada gerçekleşen olaylardır.  Olur olmadık gerçekleşen güvenlik, bürokratik, ekonomik ve kültürel olayların tümüyle birlikte bir güne uyanır ve uyuruz. Güvenlik alanımız olan aile ve bireysellik sahamızı korumamız için,  bu verilerin iyi analiz edilmesi ve geleceklerimize etkilerine binaen bir gün yansıması alışkanlığı ve gelecek planlaması yapılması artık bu coğrayada yaşayan her bireyin elzem davranışı haline gelmelidir. Belki her yerin öyledir, bilmiyorum. Bu çözümlemeyi yapmayanları, bu  farkındalıkta olmayanları 10 yıl sonra göreceğiz. Aziz Nesin'in de dediği gibi  "Bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın, diyerek yaşattığınız yılanların bir sonraki hedefi siz olursunuz." Biz bunu değerlendirelim ya da etmeyelim bu böyle gerçekleşir. İçime dokunan,  "Eh yani bu kadar da ol…