Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Aralık, 2012 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

3 şarkı ve üzerine yorum yok.

Dinleyin
kafanız rahata erebildiği zaman, 

UGLA Aktif Gönüllü-lük Eğitimi

Merhabalar canım kardeşim. UGLA Kapsamında 19-23 Aralık 2012 tarihleri arasında UNV ile yapılan işbirliği kapsamında İstanbul'daki eğitimden bahsedeceğim.

Hiç bir şeyi üzerinde tutmayacaksın arkadaş. Üzüntü, tecrübe, mutluluk  hepsini dağıtacaksın.  Bunların aktığı nehir olacaksın ki senden geçsin her biri.
İzleri ardından sade bir öz, serde kalsın. Bu çağda hele, daha da yaygınlaştıracaksın yaşantını.
Çok da kolay artık. "Bu çağ necidir arkadaş?" diye şahsıma sorarsanız cüret eder cevaplarım. Hem bazen ben bu blogta kendime soru sorar, ardından cevaplarım. Bu çağ "ÇarpanEtkiÇağı"dır kardeşim. Her işin değeri böyle anlaşılır. Uzun uzun anlatırım ama kısa kesip konumuza geçmeliyim canım kardeşim.   Bu açıklamada neden bu blogda bu yazıyı paylaştığımın sebebidir.  Madem ki gittik, benim için önemli noktaları paylaşmak düsturumdur, kardeşim benim. Kısa bir yazı olacak hemen başlayalım.
UGLA nedir buyrunuz. http://www.uglakademi.org/tr/ UNV nedir buyrunuz. http://www…

Şeb-i Arûs ve DİVAN-I KEBİR. “Ben, bende değil belki sendedir. Sende hem sen, hem ben; ben hem seninim, hem benim. Bir garip hale düştüm bilmiyorum”. Mevlana

Merhabalar canım kardeşim,  noktaları birleştiremeyip dağınık bıraktığımız ama zihinlerimizdeki deryalardan anlamların foton kuşağı etkisi yaratmasını umduğum bir derlemeyle yine karşı karşıyayız.
Bu karalamada "Ölüm" den bahsedeceğiz.  Ama öyle kuşaklar boyu, nesillerin ve milletlerin betimlediği korkunç ölümlerden değil.  Bir Dünya Mirası Büyüğümüzün dilinden ölümü yani "Şeb-i Arûs" hakkında konuşacağız.
Bunlardan bahsetmek için de genel ifadelerle yolumuzu düzenleyeceğiz pek tabiki. Ama önce yol haritamızı çizelim ki kafamız dinç kalsın.
Daha önce ölüm hakkında bu blog üzerinden nasıl bir yazı derlemişim onu paylaşacağım.DİVAN-I KEBİRŞems-i Tebrizihakkında bir kelamŞeb-i ArûsMustafa Kemal Atatürk ve MevlânaMevlâna ve Şems-i TebriziYürekten son1. "Her canlı bir gün ölümü tadacaktır."29 Haziran 2012 Cumahttp://ustaogluemredemir.blogspot.com/2012/06/her-canl-bir-gun-olumu-tadacaktr.html2. DİVAN-I KEBİRMesnevî’den sonra en fazla ilgi gören bu eser, Mevlâna’nın …

Beni Vur.

Beni al zamanın dışına götür.  Biraz sarıl, biraz koru, biraz öp sonra yine sokağa bırak.  Elimden tut var olmayan şeylere ekle zihnimin bataklığından kurtar.  Beni al Tanrı’nın huzuruna çıkar.  Ben de ona diyeyim ki, “Tanrım. Beni olduğum gibi kabul edebilecek bir Tanrı’ya her zaman inanabilirim.”
O da bana, “Yürü git o zaman şeytanla görüş huzurumda ne işin var alla alla,” desin. “Kim soktu lan bunu içeri megalomana bak,” diye söylenirken biz şeytanın yanına gidelim.  Sen de şeytana de ki, “Şeytan kardeş, sonuçta sen de bir melektin ama iktidar hırsın vardı.  Şeytanı şeytan yapan iktidar hırsıdır. Eski günlerini özlüyor musun?”  Şeytan da sana, “Sen kaç yaşındasın güzelim?” diye sorsun. “Otuz dört,” de, otuz beş olduğun halde. Şeytanın gözleri dolsun ama çaktırmasın bizi gene zamanın içine sepetlesin.  Orada bir çay molası verelim geceyi bekleyelim.  O gece beni al kardeşlerinin acılarıyla çarp sonra kendi yaralarına sar.  Biraz sustur, biraz soğuk davran, biraz da teyz…

Size aşkı 3 şiir, bir dizeyle anlatacağım.

Bu bir cüret, farkındayım.
"Ölümlüye duyulan aşk" zaten hep bir cürettir, kanımca.
Hadi beni boşverin, kulak verelim şair dostlarıma...

5 Sarılıp yatmak mümkün değil bende senden kalan hayâle.
Halbuki sen orda, şehrimde gerçekten varsın etinle kemiğinle
ve balından mahrum edildiğim kırmızı ağzın, kocaman gözlerin gerçekten var
ve âsi bir su gibi teslim oluşun ve beyazlığın ki dokunamıyorum bile... "Rubailer, (1945-1946) Nazım Hikmet

Uçurumda Açan Aşktın sen kokundan bildim seni Bir ahırın içinde gezdirilmiş gül kokusu ... ... ... Ne demiş uçurumda açan çiçek Yurdumsun ey uçurum. Cemal Süreya

   HASRETİNDEN PRANGALAR ESKİTTİM 

   Seni, anlatabilmek seni.
   İyi çocuklara, kahramanlara.
   Seni anlatabilmek seni,
   Namussuza, halden bilmeze,
   Kahpe yalana.

   Ard- arda kaç zemheri,
   Kurt uyur, kuş uyur, zindan uyurdu.
   Dışarda gürül- gürül akan bir dünya...  
   Bir ben uyumadım,
   Kaç leylim bahar,
   Hasretinden prangalar eskittim.
   Saçlarına kan gülleri takayım,

"Rubailer, (1945-1946) Nazım Hikmet" den seçmelerim

Nacizane bir uğraşı sadece, keyif ola.

Birinci Bölüm  2

Ruhum ne ondan önce vardı, ne ondan ayrı bir sırrın kemalidir,
ruhum onun, o dışımdaki alemin bende akseden hayalidir.
Ve aslından en uzak ve aslına en yakın hayal,
bana ışığı vuran yarimin cemalidir...  5

Sarılıp yatmak mümkün değil bende senden kalan hayale.
Halbuki sen orda, şehrimde gerçekten varsın etinle kemiğinle
ve balından mahrum edildiğim kırmızı ağzın, kocaman gözlerin gerçekten var
ve asi bir su gibi teslim oluşun ve beyazlığın ki dokunamıyorum bile...  6

Öptü beni: ``Bunlar, kainat gibi gerçek dudaklardır,'' - dedi.
``Bu ıtır senin icadın değil, saçlarımdan uçan bahardır,'' - dedi.
``İster gökyüzünde seyret, ister gözlerimde:
``körler onları görmese de, yıldızlar vardır,'' - dedi... 13 Aramızda sadece bir derece farkı var,
işte böyle kanaryam,
sen kanatları olan, düşünemeyen kuşsun,
ben elleri olan, düşünebilen adam...  ÜÇÜNCÜ BÖLÜM  2

Çürüksüz ve cam gibi berrak bir kış günü
sımsıkı etini dişlem…