Ana içeriğe atla

2014 Cumhurbaşkanlığı Seçimleri Değerlendirmesi

Şu anda bana neden konuşmak düştü öncelikle ondan bahsetmeliyim:,

Gazeteci arkadaşlarımız başka mesleklere eğilmek durumlarında kalmışlarsa,
Siyaset Bilimci arkadaşlarım bankada işe girerse,
kamu yönetimi okuyanlar ailesinin dükkanıyla hayatını idame ettirmek durumunda kalırsa,

e birazcık da bilgimiz- dağarcığıız varsa bu konuyla ilgili bi kaç kelam edelim diyorum.
Buyrunuz:
Oy kullanmaktan öte katılım mekanizmasını arttırmak üzerine uğraşırken, siyasi katılım, vatandaşlık bilinciyle (adına her ne dersen de sence olanından işte), tüm mekanizmalarıyla çalışmalar yapmak üzerine zaman geçirirken insan biraz garip hissetmiyor değil ülkenin %70 lik katılım oranını görünceç
Baştan söylemeliyim: Bana çapulcu dediğinden beri Tayyip Erdoğan Beyfendiyle aram iyi değildir. Polisleri sivil insanların üzerine saldığından beri.



Cumhurbaşkanını halk seçiyor diyoruz ama adayları partiler öne sürüyor
belirli yeterlilikleri sağlayamayanlar aday olamıyor.
e haliyle her şey birbirine giriyor.
Biz yerel seçimlerin partileşmesinden uzak kalınması üzerine bir kaç cümle söylemek isterken, Cumhurbaşkanının siyasileşmesi gibi bir durumla karşı karşıya kalıyoruz.
Bu da oy vermeyen kişiler için geçerli bir sebep ortaya çıkartıyor.
sosyal medyada anasayfama düşen bir ileti alıntılıyorum:
"Sonuç olarak 2002 seçimlerinin aynısı: seçmen sayısı 55 milyon;
seçilen kişinin aldığı oy 19 milyon = %34!??"

Siyasi örgutlenmeleri bu kadar kötü olan yapılar, gençlik yapılanmaları bu kadar kötü olan siyasi partiler kendilerine çeki düzen yine vermeyeceklerdir.
Bunun sonucu şudur:
Bu seçimde tam 14 milyon 281 bin 412 kişi sandığa gitmedi.

Ve kendilerinin hep sayıkladığı muhalefetin belirli planları engelleyemediğini düşünen siyasetçiler şu an hala neden koltuklarındalar merak ediyorum.

mesele para
kiminin ekmek parası kiminin villa



Bence çatı adayın en etkili artısı şu olmuştur:
"ortak akıl bilinci"

Selahattin Demirtaş konusunda samimi yaklaşımlarda bulunanlara da 
Öcalan geçtiğimiz günlerde"Sabrımız taşıyor 1 hafta içinde müzakere şartları uygulansın"dedi
sen hala haklar da falanlar filanlar de canım kardeşim.




üzerine bilgim olmadığından bir yorum yazamayacağım ama bu önemli bir gelişmeydi:
Erdoğan'ın oyunu oldukça arttırdığını düşünüyorum.

http://www.haberazim.com/gundem/erdogan-mahmut-efendi-hazretlerini-ziyaret-etti-duasini-aldi-iste-o-goruntuler-h17431.html

* Recep Tayyip Erdoğan için 90 bin 382 kişi, 24 milyon 337 bin 697 lira bağış yaptı.
* Selahattin Demirtaş için 3 bin 479 kişi, 753 bin lira bağış yaptı.
bağış konusunda kitle ve miktar üzerinden yapılacak bir analiz az da olsa bir veri çıkartır diye düşünüyorum. Daha net bilgileri olanlar üzerinde düşünmeliler.
seçim ihlalleri, bilerek yapılan seçim anketlerini yaak olduğunu bile bile cazasına katlanarak yayınlayanlar falanlar filanlar da inceleme konusu elbette.
Unutulammalı, geçiştirilmemeli sadece bunu ekleyeyim buraya ve geçelim.

Hep tekrar edildiği gibi bugün:
"Seçimin sonucunu belirleyenler tatilini bölmediği için oy vermeyenler" diye.
Seçimi kişisel olarak oy vermeyenler etkilemedi.
Boykot edenler etkilemedi.
Mesele oy vermeyenlerde değil canım kardeşim,
Örgütlü bir şekilde oy vermeyenlerde.
Bunun üzerine politika üretip kendi adaylarını çıkartamamakta.
Oranı etkileyememekte.
Verilen bir oyun verilmeyene kıyasla ne etki yarattığı küçük bi matematik hesabını yapmak kişisel ödevimiz. 


OVP (Oy Vermeyenler Partisi) kurulsa CHP nin genel seçimlerde aldığından fazla oy alırlar
( bi arkadaşım beni ayıktırdı)
Oranın ciddiyetini ortaya koyuyur değil mi?

2011 Türkiye Genel Seçimleri'nde sonuçlara göre:


Ezcümle:
Türkiye'de örgütlü toplum yoktur.
Garibanın garibana yaptığını kimse yapamaz.


Ülkemize hayırlı olsun.

Yorumlar

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

Baykuş uğursuz mudur, bilge midir? Batı-Doğu ve Toplum-benlik açısından bir derleme

Birileri uğursuz diyor, birileri saygı duyuyor bu canlıya.
Bu minvalde ilerleyip bir çözümleme haddinde olmayarak, toplumumuzun ve benliklerimizin değerleri hakkında bir düzenleme olacak bu yazı.
Buyur sergüzeştime kardeşim benim.

Batı'da ve Doğu'da farklı değerlendirilen bu canlı, bilgiye karşı pragmatist ve pesimist olan kitlelerin farklı yorumları olarak geliyor bana. Açıklayayım.
Buyrunuz:

Baykuş, aklın tanrıçası Athena'nın simgesidir . Bu nedenle Batı'da pekçok kitabevi baykuşu kendi logosunda kullanagelmiştir. Baykuş, Amerika'da aklı, Hindistan'da kötü şansı sembolize eder.
Batı Avrupa'nın çoğu bölgesinde baykuş, gündüzleri kör ve çaresiz olduğu için aptallığın sembolüdür.
Kardeşimiz, canımız bu garip canlının, bilgeliğin sembolü olduğu söylenir.
İlkçağ'da bilgeliğin simgesidir.
Mimarsinan üniversitesinin de sembolüdür.
Ülkemizde uğursuz olarak görülse de baykuşun bizi kötü güçlerden koruduğuna inananlar da vardır.
Felsefenin simgesi, bilginin…

Öyle bir ölsem Öyle bir ölsem çocuklar Size hiç ölüm kalmasa.

Konu o kadar ağır ki, üzerine yorum yapmayacağım.

Yedi yaşında bir kızım, büyümez ölü çocuklar.
http://tr.wikipedia.org/wiki/Srebrenitsa_katliam%C4%B1 1995 yılı temmuz ayında katledilen 10.000 kişi içinden  4 yaşında küçük bir çocuk ölmeden hemen önce annesine  “çocukları küçük kurşunla öldürürler değil mi anne ?”  diye sorar... Öyle bir ağlasam     Öyle bir ağlasam çocuklar     Size hiç gözyaşı kalmasa.
    Öyle bir aç kalsam     Öyle bir aç kalsam çocuklar     Size hiç açlık kalmasa.
    Öyle bir ölsem     Öyle bir ölsem çocuklar     Size hiç ölüm kalmasa. Aziz Nesin

Benim sizden kendim için hiçbir şey istediğim yok. Şeker bile yiyemez ki kâat gibi yanan çocuk.Nazım Hikmet Ran

29 Ekim ve "Benim naçiz vücudum birgün elbet toprak olacaktır, fakat Türkiye Cumhuriyeti ilelebet yaşıyacaktır."

Attilâ İlhan'ın "o sarışın kurt" adlı eserinde muhteşem üslubu ile anlattığı ve kitabın hayran kaldığım bir yerinden bahsedeceğim. Merak edenler açsınlar okusunlar, derim.


 İzmir, Naim Palsas çevresi; akşamüstü.
 Mustafa Kemal Paşa heyecanla: - "Temeli büyük Türk milletinin ve onun kahraman evlâtlarından mürekkep büyük ordumuzun vicdanında akıl ve şuurunda kurulmuş olan Cumhuriyetimizin ve milletin ruhundan mülhem prensiplerimizin bir vücudun ortadan kaldırılması ile bozulabileceği fikrinde bulunanlar, çok zayıf dimağlı bedbahtlardır. Bu gibi bedbahtların, Cumhuriyetin adalet ve kudret pençesinde lâyık oldukları muameleye maruz kalmaktan başka nasipleri olmaz. Benim naçiz vücudum birgün elbet toprak olacaktır, fakat Türkiye Cumhuriyeti ilelebet yaşıyacaktır. Ve Türk milleti emniyet ve saadetinin kefili olan prensiplerle medeniyet yolunda, tereddütsüz yürümeğe devam edecektir." 1926 (Atatürk'ün S.D. III, S. 80)
http://www.kultur.gov.tr/TR,25403/cumhuriyet.htm…