Bugün benim için çok önemli ve ince bir bakış açısı yakalamaya çalışacağım.
Belki sizin umrunuzda dahi olamayacak.
Fakat biliyoruz ki en başından beri,
ben hiç bir zaman bir çözümleme anlatma niyetinde değil,
sizleri düşündürttürebilmek için sıçranacak taşlar dizmek cüretindeyim.
Sadece okadar.
Çıkalım Yol'a hadi.
(Bütün yazı parça ile ilişiktir.)
Her nerede olursam olayım, bir aptal yanaşıverir bulunduğum çevreye.
Hep bir, kendini bilmez ucuz çakal.
Kendi yazık kazanımlarında gezinen basit bir varlık.
'Olur öyle' dedirtir adama.
Konuşursun,
konuşmasan aptallığından ölecek o derece hani.
Küçük çakallıklarla avuntu kazanımları bir metelik sanıp geçerakçesiz ömürlerini anlayamadan yaşar bunlar.
Ve Bu 'Medeniyetlilerin' Coğrafyasında bizler;
Banka işlerimizi zarzor halleder,
internetimizi yavaş kullanır,
en keyifli ortamlarımızda bir dengesizlik yaşar,
not düşkünü insanlar karşısında kaybetmeyi kazanç sayar,
Sivas'ta 93 lerde yanar,
Taze eğitim sistemlerimizde harcanır,
daha çok harcanır,
avunur, avunur,
avunuruz.
Hep o küçüklüğümüzden beri sosyal ortam içerimizde gezinen,
bir tarafı eksik ama içerisinde hayata karşı cüreti yeteneğinden fazla olan insanların cemiyeti sorunudur bu.
Bir zamanlar Canı sıkılmasın diye mahalle maçında yedekten defansa aldığın adam ileride senin özgürlüğünü alır.
Hapse atar seni.
Kitabını yakar.
Beraber ip atlamayı istemediğin ezik kız, gelir çocuklarını nefrete gebe eder.
Fazla uzun yazarım bu hususta ama Canını sıkmak istemem canını yediğim.
Kısa keseceğim.
Ve tüm bunların çerçevesinde;
Tüm bu büyük 'Varlıkların' karşısında kendime bir yer edindim ben.
I'm a creep.
But I'm a creep, I'm a weirdo.
What the hell am I doing here?
I don't belong here.
KİBAR HIRSIZIN TÜRKÜSÜ
Anamın ipiyle indim gökdelen damınızdan
Kelebek gibi girdim kelebek camınızdan
Taksinize mülkünüze dairenize...
Heceleyerek üzerinde ayak ve el uçlarımın
Belledim seyyarenizi ve kelimelerinizi...
Gözlerinize baktım, mukaddes ciltlerinize, büfelerinize
Vesairenize...
Şiir fenerimle de baktım, son çığlık!
Aşk yokmuş sizde beş paralık!
Gidiyorum ben boşçakallar
Sıçmışım ortalık yerinize
Kıçımın fosforuyla aydınlanın siz artık
Nasreddin hocaya sormuşlar: "Kimsin?"
"Hiç" demiş Hoca, "hiç kimseyim"
Dudak büküp önemsemediklerini görünce, sormuş: "Sen kimsin?"
"Mutasarrıf" demiş adam kabara kabara.
"Sonra ne olacaksın?" diye sormuş Nasreddin Hoca.
"Herhalde vali olurum" diye cevaplamış adam...
"Daha sonra?.." diye üstelemiş Hoca.
"Vezir" demiş adam.
"Daha daha sonra ne olacaksın?"
"Bir ihtimal sadrazam olabilirim."
"Peki ondan sonra?"
Artık makam kalmadığı için adam boynunu büküp son makamını söylemiş: "Hiç."
"Daha niye kabarıyorsun be adam, ben şimdiden, senin yıllar sonra gelebileceğin makamdayım: "hiçlik makamında"
Öylesi işte.
Yok olduğumu zannedebilirsiniz,
her bir Hiç in nihai karşılaştığı haldir bu.
Bazıları bu duruma 'Makus talih' der ama ben demem.
Boşverelim mi tüm bunları.
Hadi.
Yine şarkımıza dönelim olur mu?
She's running out the door
she's running,she run, run, run, run, run.
Whatever makes you happy,
Whatever you want.
Yüreğin genişliğince hiç ol.
Yüreğim genişliğince hiç.
Hiçim gereğince yüreğiz biz
Bizim emelince hiç.
Dikkatli!
'Manik' olduğunuz anda dilemenizi öneririm.
"basically it is just about chaos, chaos, utter fucking chaos."Thom Yorke şarkı hakkında yorumu diyorum.
3:04-3:27 uçalım diyorum.
5:38 ve sonsuzluk diyorum bir de.
(I may be paranoid, but no android) arkadan efsane diyorum.
Parçanın beni etkileyen kısımları:
Please could you stop the noise i'm trying to get some rest?
Ambition makes you look pretty ugly
Kicking and squealing gucci little piggy
Rain down, rain down
Come on rain down on me
From a great height
From a great height... height..
Sadece eser(mehmet güreli-kimse bilmez) üzerine hisettiğim bazı tarihsel imge çağrışımları düzenlemesi sadece o kadar.
Şarap yapmak değil,
olmak gerek
nüshası yıldız bulutlu bir yağmurormanı kuytusunda.
Gençlik bir cidal, ölmek misali yaşlanana kadar
zahiri güzellikli yeldeğirmenleri ömrünce.
Yalnızlık bir seyr-ü sefa bozulası ehemmmiyetle,
huzurlu çimen yeşilliğince.
Yalnızlıkla yaş alıcak belki de ömür kim bilebilir ki bende beni
Fakat ben bile bilemesemde bende beni
Yaş almış çağım bilecek ki
şiir çözer hep dahaönce,
daha daha
önce önce meseleleri.
Miguel de Cervantes acınası bir kişiymiş, anlayacağım.
Diyememiş.
Dönüyor,
dönüyor dünya.
Bak rüzgar
bak
baksana
yel
değirmen.
Mamafih bilki Galileo kardeşim sen Hayyam'ı değiremen,
Canın hiç sıkılmasın ama yüreğinde çıngısını, tozanını öğütemen.
Bu haftamızın önemli olayı pek tabiki 8 Mart Dünya Kadınlar Günü.
Konumuz okadar derin ki kim ne yazsa eksik kalır.
Bu yüzdendir ki eksik kalmış tarih boyu.
Ben bugün burada Kadınlar Günü deyince aklımda kalan noktaları birleştirmeye çalışacağım.
Cüretimi mazur görün.
Fakat yine yeniden sonuçsal bir bitirme yapmayacağım.
Sekilecek bilgileri vereceğim, hep aynı sistem.
Olur değil mi?
8 Mart'a 'Dikey sonsuzluk' diyorum ben.
8'in yan yatmasına benzettiğim sonsuzluk işaretine dayanarak.
Neredeyse tamamı bilgi odaklı ilk yazı olacak.
Ama böyle bir konuda da böyle bir çalışma gerekirdi kannatindeyim.
Hemen konularımıza geçelim canım benim.
M.Ö.4. yüzyıldan günümüze kadar ulaşabilen,
dünyanın hiçbir müzesinde bu kadar güzel saklanabilmiş böylesi
lahidlerden yoktur, konumuz sadece bunlardan biri.
Bu benzersiz iki Lahıt'in birinden bahsedeceğim yazımız arasında.
İkisi de İstanbul Arkeoloji Müzesinde bulunuyorlar.
Ben okumam, sıkılırım Video daha iyidir diyenler için:
Enis Batur Ağlayan Kadınlar Lahiti üzerine yazdığı şiirden bir kısım:
xvıııı
bir gun gelecek herkes olecek, ben de,
gordugum duydugum butun insanlar da
gidecek buradan: baskalari yasasa bile
budur iste benim kiyametim: mermere
dusen yuzum agladikca silinecek- hem
hepsiyim cunku kadinlarin, hem hicbiri.
istanbul 1993
(Şiirin tamamı bende var, dileyene ulaştırabilirim.)
Sert bir geçiş olabilir ama başka bir bilgiye geçiyoruz buradan.
Tarihte kadınlar tarafından gerçekleştirilen “ilk protesto”nun,
1828 tarihinde İzmir’de yaşandığı ortaya çıktı.
İzmir Büyükşehir Belediyesi Ahmet Piriştina Kent Arşivi ve Müzesi’ndeki
belgelere göre,
ekmek fiyatlarının zamlanmasına büyük tepki gösteren
kadınlar,
Şimdi de zaman, kafalarımızı huzurlandırma vaktidir.
Konuya başka bir açıdan bakarak.
Videomuzun etkili yorumunu izleyelim, devam ederiz.
Ne desem az kalır tarihin içindeki Kadın'ın erdemine.
Yorumlama konusunda, kelime çıkmazında kalmanın garipliğini yaşıyorum.
Hem ne zaman böyle bir kelime eksikliğinde kalmadım ki kadınlar karşısında.
Çok nadir.
Kalayım da.
Şimdi bu 'eksikliğime' yandaş arama gayretiyle üstatlardan bir şeyler paylaşalım bakalım.
- Kızıldereli Atasözü
Doğum yapan her şey dişidir.
Kadınların ezelden beri bildiği kainatin
dengelerini erkekler de anlamaya başladıkları zaman,
dünya daha iyi bir
dünya olmak üzere degişmeye başlamış olacaktır.
Elbet değil nasîbi mezellet kadınlığın Elbet değil melekliğin ümmîdi zulm ü şer Elbet sefîl olursa kadın, alçalır beşer; Lâkin bugün hep onlara â’id yığın yığın Endîşeler, kederler, eziyyetler, iğneler!
Tevfik Fikret
VE KADINLAR Ve kadınlar, bizim kadınlarımız: korkunç ve mübarek elleri, ince, küçük çeneleri, kocaman gözleriyle anamız, avradımız, yarimiz ve sanki hiç yaşamamış gibi ölen ve soframızdaki yeri öküzümüzden sonra gelen ve dağlara kaçırıp uğrunda hapis yattığımız ve ekinde, tütünde, odunda ve pazardaki ve karasabana koşulan ve ağıllarda ışıltısında yere saplı bıçakların oynak, ağır kalçaları ve zilleriyle bizim olan kadınlar,, bizim kadınlarımız..
Nazım HİKMET
Kadın
Kimi der ki kadın
Uzun kış gecelerinde yatmak içindir.
Kimi der ki kadın
Yeşil bir harman yerinde
Dokuz zilli köçek gibi oynatmak içindir.
Kimi der ki ayalimdir,
Boynumda taşıdığım vebalimdir.
Kimi der ki hamur yoğuran.
Kimi der ki çocuk doğuran.
Ne o, ne bu, ne döşek, ne köçek, ne ayal, ne vebal.
O benim kollarım, bacaklarım, başımdır.
Yavrum, annem, karım, kızkardeşim,
Hayat arkadaşımdır.
Nazım Hikmet Ran
ÖLÜM
Ölüm geliyor aklıma birden ölüm
Bir ağacın gövdesine sarılıyorum.
Cemal Süreya
Her erkek hayat içerisinde türlü suretlere bürünen ölümü,
hep bir kadın gövdesinde huzura çevirebilmiştir.
Bu ancak ve ancak böyledir.
Ömrümüzün ağlayan, özgürlük savaşını veren, emekçi değerli kadınlarımıza ithafımdır.