Ana içeriğe atla

Eyüp kardeşim ve yürek sızısı

uzun zamandır blogumda yazmıyorum. Ne düzenlemesine, imlasına ne de tasarımlarına dikkat ettiğim bir yazı olacak bu. Beni çok etkileyen bir olayı anlatacağım. O kadar. Dileyen okur.

beni bilenler bilir, gençlik çalışmalarımı bir yerden sonra bırakacaktım.
3 sene önce bir lisede gerçekleştirdiğim bir sunumda etkilendim ve ardından gençlik çalışmalarıma hız ve anlam katarak etkisi yüksek işler yapma yönünde zamanımı ayarlamaya gayret gösterdim. 
Etkilendiğim bir "an"ın yaklaşık 3 yıldır etkisini yaşamaktaydım. 
ve hayat beni etkilemeyi tekrar başardı. Hem de bir anda. 

Yüreğim sızladı. İçinden ağladı Eyüp, 
Ne oldu dedim?
(Kafenin tekinde nakit istiyor ve çıkmıyor diye mekandaki bir garson ona vurmuş)
"kaburgam ağrıyor" dedi
"acıyor" dedi, hıçkırarak.
yaşı 8-9 falan
adın ne dedim: "Eyüp" dedi
Kaça gidiyorsun dedim: "2" dedi.
Baban napar dedim: "Cezaevinde" dedi
Annen napar dedim: "Kocaya kaçtı" dedi
Sen kiminlesin dedim: "Dedem ve Babanemle" dedi.
Kardeşin var mı dedim: "2 tane evde" dedi.
Sen neden buradasın dedim: "ev kirası" dedi.
"Kafelerin kenarında gezerken bir şeyler isterken git derlerse git" dedim. 
Daha ne diyeyim ki. 
Dilim tutuldu. 
Eyüp'ün gözleri ıslak, gözlerim ıslak.
Eyüp'ün yüreği buruşuk, yüreğim buruşuk.
İnsanlığımızın onuru ezilmiş. Yanıbaşımızda duruyor, oracıkta.
Birbirimize baktık. Sarıldım ona.
Mesele  Eyüp değil Eyüpler, Emre değil Emre'ler.

bu çocuklar eğitilmezse evimize giren hırsız, sevdiğimizi öldüren katil, vergisini ödemeyip elektriğini kaçak kullanan bir insan, bir falanfilan olabilir.
Sen Eyüp kadar kızsan naparsın heaaa?
Napabilirsin bir düşünsene.. 
Olmaması için lütfen,
 sadece kendinizi kurtarmak için
karnınız doyurmak için
o çok sevdiğiniz bir eşyayı almak için,
o çok beklediğiniz tatile çıkmak için
yada bir tabloyu almak için 
çalışmayın.
lütfen gün içinde etrafınıza bakın,
ben yetemiyorum, etrafımdakiler yetemiyor, 
Artık bir yeni anım var. 
ağlıyor ağlıyo ağlıyor Eyüp
içine içine
hıçkıra hıçkıra
dokundum sırtına
eğildim önünde, çöktüm dizlerimin üzerine
konuştum onunla
kendime bir söz verdim.



Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Baykuş uğursuz mudur, bilge midir? Batı-Doğu ve Toplum-benlik açısından bir derleme

Birileri uğursuz diyor, birileri saygı duyuyor bu canlıya.
Bu minvalde ilerleyip bir çözümleme haddinde olmayarak, toplumumuzun ve benliklerimizin değerleri hakkında bir düzenleme olacak bu yazı.
Buyur sergüzeştime kardeşim benim.

Batı'da ve Doğu'da farklı değerlendirilen bu canlı, bilgiye karşı pragmatist ve pesimist olan kitlelerin farklı yorumları olarak geliyor bana. Açıklayayım.
Buyrunuz:

Baykuş, aklın tanrıçası Athena'nın simgesidir . Bu nedenle Batı'da pekçok kitabevi baykuşu kendi logosunda kullanagelmiştir. Baykuş, Amerika'da aklı, Hindistan'da kötü şansı sembolize eder.
Batı Avrupa'nın çoğu bölgesinde baykuş, gündüzleri kör ve çaresiz olduğu için aptallığın sembolüdür.
Kardeşimiz, canımız bu garip canlının, bilgeliğin sembolü olduğu söylenir.
İlkçağ'da bilgeliğin simgesidir.
Mimarsinan üniversitesinin de sembolüdür.
Ülkemizde uğursuz olarak görülse de baykuşun bizi kötü güçlerden koruduğuna inananlar da vardır.
Felsefenin simgesi, bilginin…

Öyle bir ölsem Öyle bir ölsem çocuklar Size hiç ölüm kalmasa.

Konu o kadar ağır ki, üzerine yorum yapmayacağım.

Yedi yaşında bir kızım, büyümez ölü çocuklar.
http://tr.wikipedia.org/wiki/Srebrenitsa_katliam%C4%B1 1995 yılı temmuz ayında katledilen 10.000 kişi içinden  4 yaşında küçük bir çocuk ölmeden hemen önce annesine  “çocukları küçük kurşunla öldürürler değil mi anne ?”  diye sorar... Öyle bir ağlasam     Öyle bir ağlasam çocuklar     Size hiç gözyaşı kalmasa.
    Öyle bir aç kalsam     Öyle bir aç kalsam çocuklar     Size hiç açlık kalmasa.
    Öyle bir ölsem     Öyle bir ölsem çocuklar     Size hiç ölüm kalmasa. Aziz Nesin

Benim sizden kendim için hiçbir şey istediğim yok. Şeker bile yiyemez ki kâat gibi yanan çocuk.Nazım Hikmet Ran

29 Ekim ve "Benim naçiz vücudum birgün elbet toprak olacaktır, fakat Türkiye Cumhuriyeti ilelebet yaşıyacaktır."

Attilâ İlhan'ın "o sarışın kurt" adlı eserinde muhteşem üslubu ile anlattığı ve kitabın hayran kaldığım bir yerinden bahsedeceğim. Merak edenler açsınlar okusunlar, derim.


 İzmir, Naim Palsas çevresi; akşamüstü.
 Mustafa Kemal Paşa heyecanla: - "Temeli büyük Türk milletinin ve onun kahraman evlâtlarından mürekkep büyük ordumuzun vicdanında akıl ve şuurunda kurulmuş olan Cumhuriyetimizin ve milletin ruhundan mülhem prensiplerimizin bir vücudun ortadan kaldırılması ile bozulabileceği fikrinde bulunanlar, çok zayıf dimağlı bedbahtlardır. Bu gibi bedbahtların, Cumhuriyetin adalet ve kudret pençesinde lâyık oldukları muameleye maruz kalmaktan başka nasipleri olmaz. Benim naçiz vücudum birgün elbet toprak olacaktır, fakat Türkiye Cumhuriyeti ilelebet yaşıyacaktır. Ve Türk milleti emniyet ve saadetinin kefili olan prensiplerle medeniyet yolunda, tereddütsüz yürümeğe devam edecektir." 1926 (Atatürk'ün S.D. III, S. 80)
http://www.kultur.gov.tr/TR,25403/cumhuriyet.htm…