Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Ocak, 2013 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Mecnunun bağları nadas, Leyla'nın baharları ürkek.

Mecnun gözünden Leyla'ya bakınca
Leyla bile bilemez böylesine güzel bir hayal olduğunu. Vazgeçer Leyla olmaktan Varmak ister Mecnunun bağlarına. Mecnunun bağları nadas, Leyla'nın baharları ürkek. Bu aşkta, Leyla bir meczub, Mecnun bir bohem.
Leyla ile Mecnun olmak; Cennetten kovulmuş aşktan nasibini almaya çalışan bir çağ çelişkisi. Çelişkilerin en değerlisi.
En yakışanı gözyaşlarına, Huzurlusu umuda. Umut bir aşk. Aşk bir kaçış. Bir var olmak ya da olmamak meselesi. Ne dersin? "to be or not to be" Ama ben Can Babam gibi dinlerim bu sözü. Bir ihtimal daha var, o da ölmek mi dersin?
Vuslatın başka alem.
Hadi eyvallah.


Sıkıldım tarih yalanlarından, anlamaya çalışmaktan, insanın ucuz çakallığından.

Sıkıldım tarih yalanlarından,
anlamaya çalışmaktan,
insanın ucuz çakallığından.
Bırakın kardeşim şu insanlık kibrini,
200 yıl yalanınız tutsa ne olur.

Piri Reis'in haritası mı Coloumbus'un haritasımı daha önceydi, İskender'den kalan kitap mıydı o?
2013 UNESCO Piri Reşs yılında bu güzide eser nerededir?
Nasıl sorular lan bunlar?
Kim yalan söylüyor?  Birisi söylüyor.



Yeter kardeşim şu tarihi okuyanların, konuşanların iki yüzlülüğü.
Nasıl anlaşacağız biz?
Akla yer yok mu tarihçilerde?
Sosyal bilimin sonuçsuzluğunun aq.
Nesnelsizliğine ittireyim.
Kafam yamuldu, sorgular sorgular...
3.5 milyar yılda bir karış ilerleyememiş bana göre neslimiz, hala ilk insan kabilesi dürtülerindeyiz.
Yasalar, bildirgeler falanlar filanlar, bunlar hep maval okumalar.
Boğulun üstünlüklerinizde,
Son 100 yılda 0,9 derece artan ortalama dünya sıcaklığını düşün,
cehennemden kurtulmayı düşün,
Ganimetçi Dünyayla, ömrünün uzunluk ihtimalinin ilerisine dair yaşamanın ne demek olduğunu anla,  ya da anlama…

Karantinalı Despina ve İzmir - Attila İlhan, Timur Selçuk

Gelin bugün bir İzmir hikayesi üzerine konuşalım. Sonunda üstatlar var.
Attila İlhan -Timur Selçuk gibi.


Karantinaİzmir'de şimdinin Etnografya Muzesi yani zamaninin "pichane" sinden Susuz Dedeye kadar olan bir yer imis.
Ama esas karantina şimdinin Karataş'ı, asansörün oldugu mekanlar imis.
Karantina denmesinin nedeni ise zamaninin askeri hastanesinin hemen yani basinda olup hastanenin karantina merkezi olarak kullanilir olmasi imis. 
Sonrasinda Askeri Hastane buradan kaldırılınca zaten çadırlardan oluşan karantina bolgesi de iskana açılmış.
Ve Despina da oraya yerlesmis..
 Muammer / Despina / Zafiru gerçek hikayesine geçiyoruz şimdi de.
 Muammer Bey'in Latife Hanım'ın da babası olan zengin ve tanınmış İzmir'li tüccar Muammer Uşakizade olduğu İpek Çalışlar'ın Latife Hanım romanında belirtilir.





KARANTİNALI DESPİNA
bir gül takıp da sevdalı her gece saçlarına
çıktı mı deprem sanırdın ' kara kız ' kantosuna
titreşir kadehler camlar kırılır alkışlardan
muammer …

Tahta, pavyon, simit

Kimseler bilmezdi, iki kişiydik biz
İki kişinin çoğul tekiliydik
kimsesiz-dik
herkes-dik
hiçlik-tik
bütün-lük-tük biz
Sonra o geldi aramıza
zaman, mekan illeti
kırdı masamızı
çürümüş rutubetli bir hal almaktaydı ahvalimiz
kırdılar bizi
yere düşürdüler
tahtalarımız boca edildi
kalamadık ayakta
pavyonlarda satılan yapma güllere döndü umutlarımız
var gibiler
ama yoklar
görüntüde varız
ama yokuz
hala özlüyorum seni
özlediklerim gibi değil,
yüreğim gibi değiliz artık biz
2 gün önceden kalma simit bayatlığındayız
kalmadı gevrek gülüşlerimiz
hüzüne akrabayız
pencereler güneşte kururlarken ve boyaları atarken
unutma bizi.

Emre Demir Ustaoğlu



Kararmış, tahta masamızda bir şişe şarap
Gecelerden bir gece, bezginiz
Üstelik, adamakıllı sarhoşuz, ellerin ellerimde...

Üzgünüm Leylâ

Merhabalar kardeşim benim,
evinizde bulunduğunuz güzel bir günde değer olur, dinleyiniz.

Hangimiz üzgün değiliz ki...




Münir Nûreddin Selçuk, Sâdeddin Kaynak'ın Segâh makāmında başlayıp Nihâvend'de biten şarkısını okuyor:


Dertliyim, rûhuma hicrânımı sardım da yine İnlerim, şimdi uzaklarda kalan gün gibiyim Gecenin rengini kattım içimin mâtemine Sönen ümmîd ile günden güne ölgün gibiyim
Bahtımın yıldızı sanmıştım seni Sensiz karanlıktır her günüm, Leylâ Ayrılık Mecnûna döndürdü beni Dertliyim yürekten, üzgünüm Leylâ
Sevdâ yaman bir çile Çekenler düşer dile Ayrılık ölüm gibi Giden gelmiyor Leylâ
Gülüm yaprağım soldu Gönlüme hazân doldu Bir ömür harâb oldu Onu bilmiyor Leylâ
(Vecdi Bingöl)

Gelin biraz Gençlik hakkında konuşalım.

Çokça veri ve sonunda konu birleşimi olan bir derleme olacak bu.
Buyrun sergüzeştime.
2011 yılı itibariyle 15-24 yaşları arasında 12.542.174 gencin yaşadığı Türkiye nüfusunun yarısı 29,7 yaşından
gençtir. Başka bir deyişle gençler Türkiye nüfusunun  % 16,78’ini oluşturuyor.
 OECD verilerine göre yüksek eğitimliler arasında işsizliğin en yaygın olduğu OECD ülkesi Türkiye’dir.

Gençlerin Güçlendirilmesine Yönelik Harcamalar: Gençlerin güçlendirilmesine yönelik harcamaların GSYH’ya oranı 2009 yılında % 0,33 ve 2010 yılında % 0,30  olarak hesaplanmıştır. 2011 yılında % 0,38′e ulaşan bu oranın 2012 yılı için % 0,37’ye düşürülmesinin planlandığı görülmektedir. Dünyanın en hızlı büyüyen ekonomilerinden biri olan Türkiye ekonomisi gelişirken, gençlerin güçlendirilmesine yönelik yapılan kamu harcamalarının artışının bunun gerisinde kaldığını, bir başka deyişle gençlerin bu büyümeden yeterince pay alamadıklarını göstermektedir. Gençliğe yönelik harcamalarla ilgili bir başka rakam da büyüyen…

Nazım Hikmet - Necip Fazıl Mektuplaşmalar

Biraz bu ikili üzerine derleme yapalım değil mi canım benim. "1936'da NFK, bir edebiyat dergisi için Celal Bayar'dan 1.600 lira aldı. Bir mebusun ayda 200 lira aldığı günlerde iyi paraydı bu. NFK, devletten para almanın kolaylığını belki de o gün anlamıştı."http://www.radikal.com.tr/Radikal.aspx?aType=RadikalYazar&ArticleID=1115579 Bu bir köşe yazısından alıntı, buyrun biz kendi içeriğimize dönelim canım kardeşim.
Nazım Hikmet'ten Necip Fazıl'a:



"Sevgili Necip, ismin temiz demek, necîb temiz demektir benden iyi bilirsin. Necip'i necis yapma. Sen en cihanşumül eserlerini beş parasız Paris sokaklarında dolanırken vermiş bir şairsin, cebin para para olacak diye ruhun pare pare olmasın. Bilirim kalemin kıvraktır lisanın çeviktir, bilirim üç satırda ruh üflersin kağıda, bilirim bir yazsan parçalarsın edebiyatın Çin Seddi'ni, o lisan-i mücerret dilinle Babali yokuşunun yollarını yalaman beni kahrediyor Necip.


Sevgili Necip, inandığın Allah'ın a…

Kadınlar, yeniden doğuracaklar kendilerini.

Buyrun biraz keyif yapalım.
Videoyu kesinlikle izlemelisiniz.
Canlarım benim.
"Dimitrina da " bu Avrupa'da bile yok ki mustafa Türkiye'de ne zaman olur?"

"çok yakında," derdim " dimitrina...
hem de çok yakında...
kadınlar, yeniden doğuracaklar kendilerini."


Fikret Kızılok'un Bir Devrimcinin Güncesi albümünden bir şarkı. Nakarat olan Fransızca şiiri Türkçe'ye bizzat Atatürk çevirmiş ve sonlarda bahsedilen Dimitrina'nın ise Atatürk'ün Sofya'daki sevgilisi, bir Bulgar generalinin kızı Dimitrina Koçareva olduğu söylenmekte.


la vie est bréve - hayat kısacık..
un pen de reve - azıcık hayal,
un oen d'amour - sevgi, azıcık..
et puis bonjour - derken merhaba...
la vie est vaine - hayat anlamsız..
un pen de peine - biraz ıstırap
un pen d'espair - ve umut yalnız
et puis bonsoir - derken elveda...
Sofya'da hayat güzel geçiyordu
fransızcamı geliştirmiştim
ne de olsa davetli sürgün hayatı
diplomatik misyonların davetleri, ziyafetler, açılı…

'2010-2011 Kişisel bir Almanak' buyrunuz

Merhaba arkadaşlar, 2 sene önce yaptığım sosyal medya kullanımımın analizinde çıkarttığım bir çalışma. Ustaoğluemre,  ne beğenmiş, sevmiş 2010-2011 'Kişisel bir Almanak' yapmak istedim ve ileti içerikli yaptım bakalım.  2011-2012 olanlarını da yapacağım.

Düzenlenmiş ve seçilmişlerden oluşturulmuştur.
( Calendarium cracoviense, 1474 yılından bir almanak. ) 

Ne kadar yalansız yaşarsak okadar iyi. Can Baba 12 Ocak 2011
Kişi, acıma duyduğunda, gücünden yitirir. - Friedrich Nietzsche 23 Ocak
İnsanların ezici çoğunluğu asla düşünmez,düşünenler de asla ezici çoğunluk olmaz.Ayrımı gör!Tarafını seç! 4Şubat
Kargalar gülistanı işgal ettiklerinde bülbüller siner ve susar. - Mevlana Celaleddin-i Rumi 19 Şubat

“It’s not who you are, it’s who you know” 20 Şubat
Kartalı öldüren, kendi tüylerinden yapılma oktur. Ermeni atasözü 3 Nisan

Eger insanlari, dusunduklerine inandirirsaniz, sizi severler. Gercekten dusundururseniz ise, sizden nefret ederler. Don Marquis 4 Mart 
Bir insan kilitli olmayan, ama içer…

“Namazıma ne karışıyorsun, padişah mısın?” Padişahım senin camiye gidişin buysa...

Merhabalar Canım kardeşim,  Bir haber ve bir video cevabı ile düzenlemeyi kısa keseceğim
"Cuma namazını kılmak üzere camiye gelen 70 yaşındaki dede, Erdoğan girerken korumaları yüzünden camiye alınmayınca “Namazıma ne karışıyorsun, padişah mısın?” diye tepki gösterdi.

Cuma namazını kılmak ve Milletvekili Mustafa Baş’ın annesinin cenaze namazına katılmak üzere bugün İstanbul’da Eyüp Sultan Camii’ne giden Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, 70 yaşında bir kişi tarafından protesto edildi.

70 yaşındaki dede, Erdoğan’ın içeriye girmesi sebebiyle korumalar ve polisler tarafından camiye alınmadı. İçeri alınmayan kişi, Erdoğan’a “Sen benim namazıma nasıl karışıyorsun, padişah mısın?” diye bağırarak tepki gösterdi.

Erdoğan sözleri duymazlıktan gelerek yürümeyi sürdürürken, polisler 70 yaşındaki adamın ağzını elleriyle kapatarak bu kişiyi susturmaya çalıştılar. Tepki gösteren kişi, bir süre sonra camiye alındı. Erdoğan’ın giriş organizasyonu nedeniyle camide ezan 12:25 yerine ancak…

2013 yılına girmiş bulunduğumuz bu günde lafı kısa kesicem.

Nerede o Zeki Müren'li yılbaşları diye girmek isterdim ama yapmayacağım, sıkılırsın falan.
Buyur canım kardeşim.


1993-94 yılbaşı videosunda Tarkan'ın yeni yıl dileklerine
"Savaş olmasın, bitsin. Dünya'da barış-sevgi istiyorum."
söyleminden sonra belirdi bu düzenleme kafamda.


"Kendini adamış, bilinçli küçük bir grup vatandaşın dünyayı değiştirebileceğinden asla şüphe etmeyiniz. Aslına bakarsanız, şimdiye kadar bunu başarmış olan yalnızca onlardır."

(Margaret Mead)


Not: Videonun nereden geldiği umrumda değil, içeriğe bakıyorum ben sadece.