Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Mart, 2012 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

DESTİNA Hakkında

Başlayalım bakalım. Destina hakkında.

Bir çiçek baksam ya da bir hayvan, Kısmettir bir at alsam.
Ne bileyim belkide çocuğumun ismi olur.
Hayalimin aşk ismi: DESTİNA
3 saattir çevirip dinlediğim zamanlar çokçadır. Üzerine fazla yorum yapmayacağım.  Daha öncesinde üzerinde küçük bir araştırmam oldu.  Onu paylaşayım istiyorum.
DESTİNA

Dün gece sen uyurken
İsmini fısıldadım
Ve hayvanların korkunç
Öykülerini anlattım

Dün gece sen uyurken
Çiçeklere su verdim
Ve insanların korkunç
Öykülerini anlattım onlara

Dün gece sen uyurken
Yüreğim bir yıldız gibi bağlandı sana
İşte bu yüzden sırf bu yüzden
Yeni bir isim verdim sana

DESTİNA

Sen öyle umarsız uyusan da bir köşede
İşte bu yüzden sırf bu yüzden
Yaşamdan çok ölüme yakın olduğun için
Seni bu denli yıktıkları için DESTİNA

Yaşamımın gizini vereceğim sana

şair: lale müldür

1) 1. Alaeddin keykubatın alanya(kolonoros) fethinden sonra kir fardın bağışlanmak amaçlı kendine eş olarak yolladığı hunat hatun(hunad …

Cemre, Çipura, BeyazYaren Hakkında.

Merhaba,  Bahar geldi, hepimize. Cemre düştü toprağımıza. Bu durumla ilgili ülkemde yaşanan türlü kargaşaların değerlendirmelerine pek tabiki girmeyeceğim. İki cümleyle sekilecek taşları dizmek istiyorum. Teşekkürlerini ruhumda biriktiriyorum.
( 2 eserde çok önemlidir, kesinlikle mutlu olursunuz. ) نوروزتان پیروز!! !Newroz piroz be
Kendimize dikkat etmemiz gereken zamanlardayız. Bol su içmeye dikkat edelim.  ( Çünkü kıştan çıktık biraz da olsa unuttuk o güzelim alışkanlığımızı ) Sabahları enerji verecek tatlımızdan kendimizi mahrum etmeyelim. Mantık çerçevesinde beslenelim işte herneyse. Gelgelelim bu mevsimin beni en çok ilgilendiren konusuna. Şimdi, tam da Çipura zamanı. Ayarlayalım bu ara bir ses edin.  Mevsimin Cemresi düşsün damağımıza Beyaz Yareni ile beraber. Soframızın Beyaz masaörtüsü  şu 5 cümleden oluşsun istiyorum.
"Çözümde görev almayanlar, problemin bir parçası olurlar."  Goethe
Bir insanı, ancak gerçekten uyuyorsa uyandırmak mümkündür.  Ama eğer uyumuyor da …

Olmuyor be kardeşim. Bazen bakıyorsun, düpedüz olmuyor. Uçsuz bucaksız olamıyor.

Merhaba, bugün sadece ve sadece günlük ruh halimi azda olsa ifşa eden bir girişimde bulunacağım. Biraz az, belkide çok.  Aman neyse ne yahu bizbizeyiz işte.

Herzaman kendime sorduğum sorudur:  'İnsanlar ne ara yaşamaya böyle kolay alıştılar? Ben ne zaman kaçırdım o şahane algı trenini?  Neden öğrenemedim de yadırgıyorum yaşamayı.  Pürüzsüz, sade, dengeli.' Ah Tanrım ah, o ne şahane bahtiyarlıktır da erişemiyorum. Bazen nefesim ciğerlerimde türbülans oluşturuyor, dönüyor dönüyor da  bir dönemiyorum dünya eğikliğinde.
Kendi kendime mırıldanıveriyorum öyle anlarda dengesizlik kantarımın fon şarkısını.

 Olmuyor be kardeşim. Bazen bakıyorsun, düpedüz olmuyor. Uçsuz bucaksız olamıyor. 'Oldu gibi' düşünmeyi avunmak istemiyorsun. Çatır çatır yoruluyor. Büklüm büklüm uyuyor. İnsan neslim yalnızlığınca yüzleşiyorum olmazlığımla. Olmuyor.

'Aldırma' diyorum kendime. Açıyorum eğlenceliğimi. Aldanıyorum.
 Eyvallah.

Aşktın sen kokundan bildim seni Bir ahırın içinde gezdirilmiş gül kokusu.

İnsan bazen yorulur. Göğe bakma duraklarında, düşünür.
Hadi biraz duralım.  Düşünmesekte olur bu aralar.

Uçurumda Açan
Aşktın sen kokundan bildim seni Bir ahırın içinde gezdirilmiş gül kokusu ... ... ... Ne demiş uçurumda açan çiçek Yurdumsun ey uçurum.
Cemal Süreya
Şiirin tamamı için: ( http://siir.sitesi.web.tr/cemal-sureya/ucurumda-acan.html )
 İyi kararlar bir kaçınılmazlığa mahkûmdur ; daima çok geç alınırlar... Oscar Wilde
Büyük insanlar, dünyayı düşüncelerin yönettiğini görenlerdir.
Emerson
Mutluluğu tatmanın tek çaresi, onu paylaşmaktır.
Byron
Düşünceye, karara, ve mutluluğa. Pek tabiki 'kokusuna'. Öperim O'nu kokusundan.
Huzur rahiyasından.

Dost'a Dair

Halil Cibran gecesi eyledim kendime, sizde ödüllendirin bu gece kendinizi.Üzerinde yorum yapmadığım ilk yazı olacak. Üstat büyük.
Dostum..
göründüğüm gibi değilim. görünüş sadece giydiğim bir elbisedir. senin sorgularından beni benim kayıtsızlığımdan seni koruyan özenle örülmüş bir elbise.benim içimdeki ‘ben’ dostum sessizlik içinde oturur sonsuzluğa dek kalacak orada doyulmaz erişilmez....

ne söylediklerime inanmanı ne de yaptıklarıma güvenmeni isterim- çünkü sözlerim senin aklından geçenlerin dile getirilmesinden yaptıklarımsa umutlarının eylemleştirilmesinden başka bir şey değildir.‘rüzgar doğuya esiyor’ dediğin zaman ‘evet doğuya esiyor’ derim: çünkü düşüncelerimin rüzgarda değil deniz üzerinde dolaştığını bilesin istemem.
denizlerde gezen düşüncelerimi anlayamazsın zaten anlamanı da istemem. bırak denizimle başbaşa kalayım.

senin için gündüz olduğu zaman dostum benim için gecedir: böyle olsa da ben yeşil tepelere değerek oynayan öyle vaktini vadiden süzülen mor gölgel…

Hislerin evrenselliği ve kelimesizlik hakkında

Kelimeler yokturlar demiştim, biraz üzerinde ilerleyelim. Konuşmayı pek tercih etmediğim günler içerisindeyim canım benim. Bu sebeple eserler üzerindeki anlama bırakacağım kendimi. Ne de olsa kelimesizliği kelime gereçleriyle anlatmaya çalışmak büyük gaflet olurdu. Sen de bunu anlardın. Takmazdın beni, bilirim. Hadi, Yola çıkalım.





Hep çocukların yaşam tarzlarına bakınca, 'büyüklerden' daha fazla bir şey bildiklerini düşünürüm. Tamam Tabula Rasa'ya da inanıyorum ama kendimi eleştiriyorum işte sana, bana karşı be karşı.  Samimiyetimi cahilliğim sanma olur mu?
Bizler büyüdükçe yalanlara, sınırlara doğruymuş gibi inanıyoruz. Örnekleyelim hadi. Desem ki Sana, 'Kitlelere hitap edeceğim.'. Hadi oradan canım sende, gevşek dersin. Yeğenime desem, ? Cevabını sende, bende bilemeyiz.
Hadi sınırlarımızla yaşamaya devam edelim.

Kelime ve hayal sınırlarımız arasında.

I'm a creep

Merhabalar, Canım benim. Bugün benim için çok önemli ve ince bir bakış açısı yakalamaya çalışacağım. Belki sizin umrunuzda dahi olamayacak. Fakat biliyoruz ki en başından beri, ben hiç bir zaman bir çözümleme anlatma niyetinde değil, sizleri düşündürttürebilmek için sıçranacak taşlar dizmek cüretindeyim. Sadece okadar. Çıkalım Yol'a hadi. (Bütün yazı parça ile ilişiktir.) Her nerede olursam olayım, bir aptal yanaşıverir bulunduğum çevreye. Hep bir, kendini bilmez ucuz çakal. Kendi yazık kazanımlarında gezinen basit bir varlık. 'Olur öyle' dedirtir adama. Konuşursun, konuşmasan aptallığından ölecek o derece hani. Küçük çakallıklarla avuntu kazanımları bir metelik sanıp geçerakçesiz ömürlerini anlayamadan yaşar bunlar. Ve Bu 'Medeniyetlilerin' Coğrafyasında bizler; Banka işlerimizi zarzor halleder, internetimizi yavaş kullanır, en keyifli ortamlarımızda bir dengesizlik yaşar, not düşkünü insanlar karşısında kaybetmeyi kazanç sayar, Sivas'ta 93 lerde yanar, Taz…

Ambition makes you look pretty ugly

Dikkatli!
'Manik' olduğunuz anda dilemenizi öneririm.



"basically it is just about chaos, chaos, utter fucking chaos."Thom Yorke şarkı hakkında yorumu diyorum.
3:04-3:27 uçalım diyorum.
5:38 ve sonsuzluk diyorum bir de.
(I may be paranoid, but no android) arkadan efsane diyorum.
Parçanın beni etkileyen kısımları:

Please could you stop the noise i'm trying to get some rest?

Ambition makes you look pretty ugly
Kicking and squealing gucci little piggy

Rain down, rain down
Come on rain down on me
From a great height
From a great height... height..
  Bu da klasik hali şık olmuş diyorum.


Hayyam

Sadece eser(mehmet güreli-kimse bilmez) üzerine hisettiğim bazı tarihsel imge çağrışımları düzenlemesi sadece o kadar.



Şarap yapmak değil,
olmak gerek
nüshası yıldız bulutlu bir yağmurormanı kuytusunda.
Gençlik bir cidal, ölmek misali yaşlanana kadar
zahiri güzellikli yeldeğirmenleri ömrünce.

Yalnızlık bir seyr-ü sefa bozulası ehemmmiyetle,
huzurlu çimen yeşilliğince.
Yalnızlıkla yaş alıcak belki de ömür kim bilebilir ki bende beni
Fakat ben bile bilemesemde bende beni
Yaş almış çağım bilecek ki
şiir çözer hep dahaönce,
daha daha
önce önce meseleleri.
Miguel de Cervantes acınası bir kişiymiş, anlayacağım.
Diyememiş.
Dönüyor,
dönüyor dünya.
Bak rüzgar
bak
baksana
yel
değirmen.

Mamafih bilki Galileo kardeşim sen Hayyam'ı değiremen,
Canın hiç sıkılmasın ama yüreğinde çıngısını, tozanını öğütemen.

Kızılçullu
10.12.2011  02.50-03.33

'8 Mart Dünya Kadınlar Günü' Dikey Sonsuzluğu Hakkında

Biraz uzun bir yazı olacak Canlarım benim.  Bir Cuma Yazısı. Bu haftamızın önemli olayı pek tabiki 8 Mart Dünya Kadınlar Günü. Konumuz okadar derin ki kim ne yazsa eksik kalır. Bu yüzdendir ki eksik kalmış tarih boyu. Ben bugün burada Kadınlar Günü deyince aklımda kalan noktaları birleştirmeye çalışacağım. Cüretimi mazur görün. Fakat yine yeniden sonuçsal bir bitirme yapmayacağım. Sekilecek bilgileri vereceğim, hep aynı sistem.
Olur değil mi?  8 Mart'a 'Dikey sonsuzluk' diyorum ben. 8'in yan yatmasına benzettiğim sonsuzluk işaretine dayanarak. Neredeyse tamamı bilgi odaklı ilk yazı olacak. Ama böyle bir konuda da böyle bir çalışma gerekirdi kannatindeyim.
 Hemen konularımıza geçelim canım benim.
M.Ö.4. yüzyıldan günümüze kadar ulaşabilen,
dünyanın hiçbir müzesinde bu kadar güzel saklanabilmiş böylesi
lahidlerden yoktur, konumuz sadece bunlardan biri. Bu benzersiz iki Lahıt'in birinden bahsedeceğim yazımız arasında.  İkisi de İstanbul Arkeoloji Müzesinde bul…

Birbirini dinlemeden konuşan ama ne kadar güzel anlatılarda bulunuklarını birbirilerine anlatamayan herkese itafimdır.

Birbirini dinlemeden konuşan ama ne kadar güzel anlatılarda bulunuklarını birbirilerine anlatamayan herkese itafimdır. Bir masa etrafında oturduklarını düşünelim. Arkadaşlarımızın.

Bob Marley: Eğer bu hayatta illa kıymet bilmek gerekiyorsa,                      Sadece kendi kıymetini bil.                     Boşver be !                     Nasılsa her rüya güneşle sona eriyor.          
William Shakespeare:  Kendimi her zaman mutlu hissederim.  Neden biliyor musunuz? Çünkü kimseden bir şey ummam. Beklentiler daima yaralar. Hayat kısadır. Öyleyse hayatınızı sevin. Mutlu olun ve gülümsemeye devam edin.
Sadece kendiniz için yaşayın ve; — Konuşmadan önce dinleyin, — Yazmadan önce düşünün, — Harcamadan önce kazanın, — Dua etmeden önce bağışlayın, — İncitmeden önce hissedin, — Nefret etmeden önce sevin, — Vazgeçmeden önce çabalayın, — Ölmeden önce yaşayın.
Hayat budur. Onu hissedin, onu yaşayın ve ondan hoşnut olun.

Paul Auster:    Sizi tatlı kılacak kadar mutluluğunuz olsun,  güçlü k…

24.02 - 02.03

Merhabalar, Blog hakkında bir kararımı şu anda, burada sizlere bildirmek isterim.
Haftada bir, bir hafta içinde gelişen benim için önem arzeden konuyu zihninize, ruhunuza, benliğinize sunacağım. Bu paylaşımın günü de Cuma günleri olacak.
Bütün yazı caanım eserle ilişiktir. Dinlerseniz keyifli olur.


Bu haftamızın önemsediğim konusu
'13 ayda 26 ülke,100 sehir gezen Türkler'. Neden bunun 'haber' olabildiğini düşünürsek eğer;  cümlenin en sonundaki milliyet belirten ismin altını çizmemiz gerekiyor. Sosyal yaşantımızın etkileneni insan yapımıza göre, 
zor bir durum bu başarılmış olan.  Bizler; yıllık tatillerimizin planlarını dahi 
tatil gelmeden en erken 1 ay önce yapabilen insanlarız. (Daha erken yapabilen varsa eğer şu an yapmış olması lazım, 
yaptıysa da bi seslensin inceden, iyi olur.) Bunun sebebi türlü türlü etmenler tabiki.  Fakat onlara girmeyeceğim.  Sadece sıyrılınması gereken konular olduğunu söyleyip, 
herkesi kendi hayat çözümlemelerine bırakmak istiyorum.  Pek tabiki k…