Ana içeriğe atla

Sınırlar arasında huzur mümkün müdür hala ?- Between the Bars

Merhaba, öncelikle söylemem gerekir ki çok önemsediğim bir yazımdır bu.
'hayal kurmak ve sınırlar  arasında kalmak, 
romantik olmak ve gerçekçi olmak
 arasında türlü kazanım ve kaybediş farklılıkları vardır.' 
diye düşünüyorum, içim kanayarak. Bu kanayışın ve tohum yeşermelerinin sosyal çevre içre değerlendirmesine girişelim hadi gel benimle.
Tamamen eserle alakalı bir yazıdır. 
Huzur olur dinleyiniz.


Aşk; en büyük huzurlu enerjisi özüdür, insan ömrü acizliğinde.

Enerjisiz yaşanmayan hamak dengesizliğince gönülde,
yeyiniz
içiniz
uyuyunuz
kazanınız
yakınız
ama sakın hayal etmeyiniz.


Sınırların dışını resmetmeyiniz,
delirirsiniz.

Aman sakın ha
sakın
yapmayalım
onlara bahsetme
bahsetmeyelim
bahsetmediler
bahsetme,
ma

yız
evet evet bir şifre üretmeliyiz
Zihnimizin üretmediğini bildiğimiz...

insan kendinden hariç bir şey hayal edebilir mi?

hayır hayır
duyurma
anlatma
sınırlar var
bahsetme onlara
geliyorlar bak
anlasana
anla
sana
sadece çevir enerjiyi
dönüştür
sevgiyi taşı yelken yalnızlıklarında,
hiç bir yelkenli başka bir yelkenliyle öpüşemediği gibi
rüzgara sevdayı anla,
yanyana yaşa.

Dönemeç olana kadar dönüştür sevdayı
sevda içre ol ömürde.
Sevda taşıyan değil
Sevda yaşayan değil
Sevda ol ömürde.

Nesneden manaya dönüşene kadar
en yazık endüstri devrimi dünya halimizi
sınırlar çaresizliğimizi
yen.

Çek bir daha hamağın ipini sallan yine
keyif için sallan
keyif için kazan
keyif için üret
keyif için üret
keyifsizliğini türet
Tükenmeyen enerjiler üretirken hayal taciri etrafın içre yaşa
yenil yalandan
bir ömrü yaşarken bir ömrü vermenin acizliğini anlayamayan benliklere küçüklük tasla mesela
giy melamet hırkasını.

Bilirim âmâlar görebilirler melamet hırkasını
Köpekler görebilirler mesela hayal etmenin hülyasını.
ama sen yine de unut tüm kazanımları
kaybetmeyi kazan
yapabilirmissin bunu
şifresizliği çözebilirmisin?
Seçmemeyi seçebilirmisin mesela
Çizgileri silebilirmisin?
Sınırları yırtabilirmisin?

Sonsuzluk içeceği yerine tanımsızlık içeceğini içen ben,
benliğim
Adem soyum
tanımlamaya çalışırken kendimi sonsuzluğumu kaybedebilirmiyim?
kaybetmişmiyim?
kibirimi tanıyablirmiyim!

İnsanlık neslimin yazılmış acısı yalnızlığı bir yelken direği gibi kırıp
kumaşımı
baharlar için rüzgarda uçurtma yapımında kullandıralabilirmiyim?
söyle özgür kalabilirmiyim?


-“Logic will get you from A to B. Imagination will take you everywhere.” Albert Einstein-'ı
uçurtmama yazdırabilirmiyim?

Uçurtma ölümsüzlüklerinde martılarla kardeş olabilirmiyim?
martıların hayaline ortak olabilirmiyim?
ölümsüzlük iksikirin bir martı kanadında bulabilirmyim?
Enerjinin yoktan var olmayacağını bilip bir yaratıcının varlığına inanmayanlara özgürlüğü anlatabilirmiyim?
Martı olsam yapabilirmiyim?
Enerjinin vardan da yok olamayacağını bilen zihinlere ölümü sevememelerinin sebepsizliğini anlatabilirmyim?
Var olduğumuz için yok olmayacağımızı,
yok olsaydık var olamayacağımızı
Bizim de var olup yok olmayacağımızı
benim hasretli dudaklar arasına sızan 'yağmur' olacağımı mesela söyleyebilirmiyim?

Sınırlar arasında huzur mümkün müdür hala ?
Söyle tüm bu sorular arasında,
Soru sormamın gerekip gerekmediğini soru sormadan sorabilir miyim?


Emre Demir Ustaoğlu
03.02.2012
23:40-01:30
Kızılçullu

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Baykuş uğursuz mudur, bilge midir? Batı-Doğu ve Toplum-benlik açısından bir derleme

Birileri uğursuz diyor, birileri saygı duyuyor bu canlıya.
Bu minvalde ilerleyip bir çözümleme haddinde olmayarak, toplumumuzun ve benliklerimizin değerleri hakkında bir düzenleme olacak bu yazı.
Buyur sergüzeştime kardeşim benim.

Batı'da ve Doğu'da farklı değerlendirilen bu canlı, bilgiye karşı pragmatist ve pesimist olan kitlelerin farklı yorumları olarak geliyor bana. Açıklayayım.
Buyrunuz:

Baykuş, aklın tanrıçası Athena'nın simgesidir . Bu nedenle Batı'da pekçok kitabevi baykuşu kendi logosunda kullanagelmiştir. Baykuş, Amerika'da aklı, Hindistan'da kötü şansı sembolize eder.
Batı Avrupa'nın çoğu bölgesinde baykuş, gündüzleri kör ve çaresiz olduğu için aptallığın sembolüdür.
Kardeşimiz, canımız bu garip canlının, bilgeliğin sembolü olduğu söylenir.
İlkçağ'da bilgeliğin simgesidir.
Mimarsinan üniversitesinin de sembolüdür.
Ülkemizde uğursuz olarak görülse de baykuşun bizi kötü güçlerden koruduğuna inananlar da vardır.
Felsefenin simgesi, bilginin…

Öyle bir ölsem Öyle bir ölsem çocuklar Size hiç ölüm kalmasa.

Konu o kadar ağır ki, üzerine yorum yapmayacağım.

Yedi yaşında bir kızım, büyümez ölü çocuklar.
http://tr.wikipedia.org/wiki/Srebrenitsa_katliam%C4%B1 1995 yılı temmuz ayında katledilen 10.000 kişi içinden  4 yaşında küçük bir çocuk ölmeden hemen önce annesine  “çocukları küçük kurşunla öldürürler değil mi anne ?”  diye sorar... Öyle bir ağlasam     Öyle bir ağlasam çocuklar     Size hiç gözyaşı kalmasa.
    Öyle bir aç kalsam     Öyle bir aç kalsam çocuklar     Size hiç açlık kalmasa.
    Öyle bir ölsem     Öyle bir ölsem çocuklar     Size hiç ölüm kalmasa. Aziz Nesin

Benim sizden kendim için hiçbir şey istediğim yok. Şeker bile yiyemez ki kâat gibi yanan çocuk.Nazım Hikmet Ran

29 Ekim ve "Benim naçiz vücudum birgün elbet toprak olacaktır, fakat Türkiye Cumhuriyeti ilelebet yaşıyacaktır."

Attilâ İlhan'ın "o sarışın kurt" adlı eserinde muhteşem üslubu ile anlattığı ve kitabın hayran kaldığım bir yerinden bahsedeceğim. Merak edenler açsınlar okusunlar, derim.


 İzmir, Naim Palsas çevresi; akşamüstü.
 Mustafa Kemal Paşa heyecanla: - "Temeli büyük Türk milletinin ve onun kahraman evlâtlarından mürekkep büyük ordumuzun vicdanında akıl ve şuurunda kurulmuş olan Cumhuriyetimizin ve milletin ruhundan mülhem prensiplerimizin bir vücudun ortadan kaldırılması ile bozulabileceği fikrinde bulunanlar, çok zayıf dimağlı bedbahtlardır. Bu gibi bedbahtların, Cumhuriyetin adalet ve kudret pençesinde lâyık oldukları muameleye maruz kalmaktan başka nasipleri olmaz. Benim naçiz vücudum birgün elbet toprak olacaktır, fakat Türkiye Cumhuriyeti ilelebet yaşıyacaktır. Ve Türk milleti emniyet ve saadetinin kefili olan prensiplerle medeniyet yolunda, tereddütsüz yürümeğe devam edecektir." 1926 (Atatürk'ün S.D. III, S. 80)
http://www.kultur.gov.tr/TR,25403/cumhuriyet.htm…