Ana içeriğe atla

Bir Ankara Güncesi

Merhabalar canım kardeşim, bu karalamada kendime bir güzellik yapıp Ankara'ya gidişimin bendeki yansımalarından bahsedeceğim.
Yol hikayesi yazmak taraftarı değilimdir pek.
Okumam da.
Banane gezdiğinden derim, yazana.
Ama benim için önemi olan durumlar vardı.
Hadi gel benimle.
 
Pek canın sıkılmaz diye umuyorum. 
İlk defa bir anı yazısı olacak.
 Sıkılırsa da bakarsın ayarına, sağ çapraza tıklayıverirsin. 
Uçuverirsin yüreğim genişliğinden, canın sağolsun.


Şimdi, Ankara deyince aklıma bir Büyük Usta gelir benim, Ahmed Arif.
Ve ne güzel tesadüftür ki Karanfil Sokak konaklama alanımdı.

 "Ümit, öfkeli ve mahzun
   Ümit, sapına kadar namuslu"

Şiirin tamamı için:


İlk bu dizelerle başladım yokuşu tırmanmaya...
Ardından samimi bir oda arkadaşı ve yavaş yavaş tanışılan 'farkındalığı yüksek' iyi insanlar.
Başkentimizle ilgili kendi kendime fısıldadığım ilk yorumum: 
Olgun bir şehir Ankara.

2. gün Nazım Hikmet Kültür Merkezi Piraye kafede biraz zaman geçirdikten sonra meselelerime dönüyorum. Yolda şöyle bir Beyaz Tahtayla karşılaşıyorum.
Bu bir kafe önü.
Ne güzel yüreğin var a canım benim.
Ellerine sağlık.


Keyfim büyük.
Odama dönüyorum. 5 dakikada karar verip rakı içmeye çıkıyoruz.
Ankarada rakı içmek, heyecanlanıyorum nedense.
 Mekana gidiyoruz. Yüreği güzel bir kardeşimiz, mekan tenhalaşınca yanımıza geliyor ve başlıyor türkü söylemeye.
Tunalı Hilmi caddesinde "Sultana Turca" mekanın adı.
Kardeşim Tuna başlıyor.
Alıp götürüyor beni.


Aklımda şu türkü kalıyor geceden, huzurumu anlatamam.



Güzel yürekli insanlar tanıdım dahasında da, pek girmeyeceğim o konuya.
Tutarlılıklarımız gösterecek halimiz nicedir.
Benden Size yüreğim genişliğince "Selam olsun." bu yazıyı okumasanız da.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Baykuş uğursuz mudur, bilge midir? Batı-Doğu ve Toplum-benlik açısından bir derleme

Birileri uğursuz diyor, birileri saygı duyuyor bu canlıya.
Bu minvalde ilerleyip bir çözümleme haddinde olmayarak, toplumumuzun ve benliklerimizin değerleri hakkında bir düzenleme olacak bu yazı.
Buyur sergüzeştime kardeşim benim.

Batı'da ve Doğu'da farklı değerlendirilen bu canlı, bilgiye karşı pragmatist ve pesimist olan kitlelerin farklı yorumları olarak geliyor bana. Açıklayayım.
Buyrunuz:

Baykuş, aklın tanrıçası Athena'nın simgesidir . Bu nedenle Batı'da pekçok kitabevi baykuşu kendi logosunda kullanagelmiştir. Baykuş, Amerika'da aklı, Hindistan'da kötü şansı sembolize eder.
Batı Avrupa'nın çoğu bölgesinde baykuş, gündüzleri kör ve çaresiz olduğu için aptallığın sembolüdür.
Kardeşimiz, canımız bu garip canlının, bilgeliğin sembolü olduğu söylenir.
İlkçağ'da bilgeliğin simgesidir.
Mimarsinan üniversitesinin de sembolüdür.
Ülkemizde uğursuz olarak görülse de baykuşun bizi kötü güçlerden koruduğuna inananlar da vardır.
Felsefenin simgesi, bilginin…

Öyle bir ölsem Öyle bir ölsem çocuklar Size hiç ölüm kalmasa.

Konu o kadar ağır ki, üzerine yorum yapmayacağım.

Yedi yaşında bir kızım, büyümez ölü çocuklar.
http://tr.wikipedia.org/wiki/Srebrenitsa_katliam%C4%B1 1995 yılı temmuz ayında katledilen 10.000 kişi içinden  4 yaşında küçük bir çocuk ölmeden hemen önce annesine  “çocukları küçük kurşunla öldürürler değil mi anne ?”  diye sorar... Öyle bir ağlasam     Öyle bir ağlasam çocuklar     Size hiç gözyaşı kalmasa.
    Öyle bir aç kalsam     Öyle bir aç kalsam çocuklar     Size hiç açlık kalmasa.
    Öyle bir ölsem     Öyle bir ölsem çocuklar     Size hiç ölüm kalmasa. Aziz Nesin

Benim sizden kendim için hiçbir şey istediğim yok. Şeker bile yiyemez ki kâat gibi yanan çocuk.Nazım Hikmet Ran

29 Ekim ve "Benim naçiz vücudum birgün elbet toprak olacaktır, fakat Türkiye Cumhuriyeti ilelebet yaşıyacaktır."

Attilâ İlhan'ın "o sarışın kurt" adlı eserinde muhteşem üslubu ile anlattığı ve kitabın hayran kaldığım bir yerinden bahsedeceğim. Merak edenler açsınlar okusunlar, derim.


 İzmir, Naim Palsas çevresi; akşamüstü.
 Mustafa Kemal Paşa heyecanla: - "Temeli büyük Türk milletinin ve onun kahraman evlâtlarından mürekkep büyük ordumuzun vicdanında akıl ve şuurunda kurulmuş olan Cumhuriyetimizin ve milletin ruhundan mülhem prensiplerimizin bir vücudun ortadan kaldırılması ile bozulabileceği fikrinde bulunanlar, çok zayıf dimağlı bedbahtlardır. Bu gibi bedbahtların, Cumhuriyetin adalet ve kudret pençesinde lâyık oldukları muameleye maruz kalmaktan başka nasipleri olmaz. Benim naçiz vücudum birgün elbet toprak olacaktır, fakat Türkiye Cumhuriyeti ilelebet yaşıyacaktır. Ve Türk milleti emniyet ve saadetinin kefili olan prensiplerle medeniyet yolunda, tereddütsüz yürümeğe devam edecektir." 1926 (Atatürk'ün S.D. III, S. 80)
http://www.kultur.gov.tr/TR,25403/cumhuriyet.htm…