Ana içeriğe atla

İnsanlar; bedenleri yaşar ama ruhları mefta insanlar...

 Müzik, toprağımızı havalandırır. Eşlik etsin ruhunuza izin verin.



İnsanlar;
     bedenleri yaşar ama ruhları mefta insanlar...

Hayatının, boşa avuntularla geçtiğinin bile çelişkisine düşmeden yaşayan sadece beden yaşantılar.
Kendisinin hep doğru yolda olduğunu düşünen ama hep haksızlığa uğradığını düşünen küskün suratlar.

Herkes haklı bu dünyada
 hatta herkes kendine göre güzel, yakışıklı.
Tanrının insanlara verdiği, kendini nasıl olursa olsun en iyisi  görme yetisini anlamadan çokça avunur aslında şehir insanları.
Heryerde kasıntılı yüzler, çekici olma çabasındaki çehreler
ama en diplerde sahipsiz, kimsesiz, acınası yürekler.

Herkes kendini birşey zannediyor bu hayatta.
Herkes kendine göre en anlayışlı, haklı
en başarılı,
en güzel,
en yakışıklı,
hayata en doğru bakan,
doğruların doğrusu zannediyor kendini, avuntu misali...
Tanrının insanlarla bi dalga geçme hali sanki bu yanılgı.

Hayat, kişiye kendisini büyük gösteren bi ayna.
Bende, sende, onda, bunda herkeste  aynı yanılgı.

Bir zannetme dünyası bu yaşam a dostlar
farkedelim artık
ki ilerleyebilelim.
Kabul edelim en eksik yanlarımızı
indirip duvarlarımızı ilerleyebilelim.

Neden layık olmadan bize verilenlerin değerini bilmeyip suistimal ederiz de
severiz bizi kıranları, acıtanları? ( Buna tabiki aşkı harmanlayamamışlar için değindim.)
Böyle anlarda silkinmeli insan.

Aşkın yaşanılan, hissedilen, acıtan gereksiz bir geri dönüş halindeki alışkanlık mı
 yoksa gerçek bir istekli tutsaklık mı olduguna karar vermeliyiz.
Eğer bi budallıksa gömülmelidir acilen kalbin en ücra köşesine, yok
eğer sevda ise saygı duyulmalı geçen her bir ana.

Hep bir zannetme işte
kendinden çıkıp dışa dönüyor bu zannetme olgusu zamanla
Yaşadığını zannediyor insan
                         oysa etrafında dönenlerin, hayatın, sevdiklerinin anlamı yok
birini sevdiğini zannediyor
                         oysa sadece hissettiği beğeni yada bir kıskançlık dürtüsü,
kendimizi kral zannediyoruz çöplüğümüzde    
                         oysa dış dünyada bir zavallıyız
( ki umarım zavallı görüyoruzdur kendimizi yoksa bu gelişmenin başına bile gelememişiz demektir.)


Ben en eksik yanlarıyla sevdim hayatı,
ama eksiğiyle ilerliyeceğim demek değildir bu.

Hala zannediyorum birşeyleri
belki bunu yazmakla da kendimi birşey zannettim.
Velhasıl;
daha az zannettiğimiz günlerde beraber olmak dileğiyle...

En büyük dileğimdir hepimize, avuntuyla değil gerçekle mutlu olalım.

 Kızılçullu

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Baykuş uğursuz mudur, bilge midir? Batı-Doğu ve Toplum-benlik açısından bir derleme

Birileri uğursuz diyor, birileri saygı duyuyor bu canlıya.
Bu minvalde ilerleyip bir çözümleme haddinde olmayarak, toplumumuzun ve benliklerimizin değerleri hakkında bir düzenleme olacak bu yazı.
Buyur sergüzeştime kardeşim benim.

Batı'da ve Doğu'da farklı değerlendirilen bu canlı, bilgiye karşı pragmatist ve pesimist olan kitlelerin farklı yorumları olarak geliyor bana. Açıklayayım.
Buyrunuz:

Baykuş, aklın tanrıçası Athena'nın simgesidir . Bu nedenle Batı'da pekçok kitabevi baykuşu kendi logosunda kullanagelmiştir. Baykuş, Amerika'da aklı, Hindistan'da kötü şansı sembolize eder.
Batı Avrupa'nın çoğu bölgesinde baykuş, gündüzleri kör ve çaresiz olduğu için aptallığın sembolüdür.
Kardeşimiz, canımız bu garip canlının, bilgeliğin sembolü olduğu söylenir.
İlkçağ'da bilgeliğin simgesidir.
Mimarsinan üniversitesinin de sembolüdür.
Ülkemizde uğursuz olarak görülse de baykuşun bizi kötü güçlerden koruduğuna inananlar da vardır.
Felsefenin simgesi, bilginin…

Öyle bir ölsem Öyle bir ölsem çocuklar Size hiç ölüm kalmasa.

Konu o kadar ağır ki, üzerine yorum yapmayacağım.

Yedi yaşında bir kızım, büyümez ölü çocuklar.
http://tr.wikipedia.org/wiki/Srebrenitsa_katliam%C4%B1 1995 yılı temmuz ayında katledilen 10.000 kişi içinden  4 yaşında küçük bir çocuk ölmeden hemen önce annesine  “çocukları küçük kurşunla öldürürler değil mi anne ?”  diye sorar... Öyle bir ağlasam     Öyle bir ağlasam çocuklar     Size hiç gözyaşı kalmasa.
    Öyle bir aç kalsam     Öyle bir aç kalsam çocuklar     Size hiç açlık kalmasa.
    Öyle bir ölsem     Öyle bir ölsem çocuklar     Size hiç ölüm kalmasa. Aziz Nesin

Benim sizden kendim için hiçbir şey istediğim yok. Şeker bile yiyemez ki kâat gibi yanan çocuk.Nazım Hikmet Ran

29 Ekim ve "Benim naçiz vücudum birgün elbet toprak olacaktır, fakat Türkiye Cumhuriyeti ilelebet yaşıyacaktır."

Attilâ İlhan'ın "o sarışın kurt" adlı eserinde muhteşem üslubu ile anlattığı ve kitabın hayran kaldığım bir yerinden bahsedeceğim. Merak edenler açsınlar okusunlar, derim.


 İzmir, Naim Palsas çevresi; akşamüstü.
 Mustafa Kemal Paşa heyecanla: - "Temeli büyük Türk milletinin ve onun kahraman evlâtlarından mürekkep büyük ordumuzun vicdanında akıl ve şuurunda kurulmuş olan Cumhuriyetimizin ve milletin ruhundan mülhem prensiplerimizin bir vücudun ortadan kaldırılması ile bozulabileceği fikrinde bulunanlar, çok zayıf dimağlı bedbahtlardır. Bu gibi bedbahtların, Cumhuriyetin adalet ve kudret pençesinde lâyık oldukları muameleye maruz kalmaktan başka nasipleri olmaz. Benim naçiz vücudum birgün elbet toprak olacaktır, fakat Türkiye Cumhuriyeti ilelebet yaşıyacaktır. Ve Türk milleti emniyet ve saadetinin kefili olan prensiplerle medeniyet yolunda, tereddütsüz yürümeğe devam edecektir." 1926 (Atatürk'ün S.D. III, S. 80)
http://www.kultur.gov.tr/TR,25403/cumhuriyet.htm…