Ana içeriğe atla

Beni Siz Delirttiniz-İstemem Eksik Olsun (Semih Saygıner,Uğur Dündar,Fazıl Say,Ayşe Sucu)

  Bugün, yaşamımı olağan şekilde devam ettirmemi engelleyen bir kaç durumdan bahsedeceğim. 
İnsan merakı olsun ya da olmasın sosyal çevresi ile birlikte yaşar.
 Ve bu çevrenin en büyüğü de yaşadığı coğrafyada gerçekleşen olaylardır. 
Olur olmadık gerçekleşen güvenlik, bürokratik, ekonomik ve kültürel olayların tümüyle birlikte bir güne uyanır ve uyuruz.
Güvenlik alanımız olan aile ve bireysellik sahamızı korumamız için, 
bu verilerin iyi analiz edilmesi ve geleceklerimize etkilerine binaen bir gün yansıması alışkanlığı ve gelecek planlaması yapılmaartık bu coğrayada yaşayan her bireyin elzem davranışı haline gelmelidir.
Belki her yerin öyledir, bilmiyorum.
Bu çözümlemeyi yapmayanları, bu  farkındalıkta olmayanları 10 yıl sonra göreceğiz.
Aziz Nesin'in de dediği gibi 
"Bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın, diyerek yaşattığınız yılanların bir sonraki hedefi siz olursunuz."
Biz bunu değerlendirelim ya da etmeyelim bu böyle gerçekleşir.
İçime dokunan, 
"Eh yani bu kadar da olmaz kardeşim!" dediğim. 
Can damarımın tıkandığı ve nefes almam için paylaşmam gereken konular var cebimde. 
Çokça var bunlar ama bugün bir kaç benim için krtik olanlarından dem vuracağım.
Spor, Televizyon, Sanat ve Diyanet alanlarında birer örnekle Yol'da olacağız.
Buyrun.
Ama önce eserimiz gelsin. Büyük Usta'dan.

Beni Siz Delirttiniz



4 kişiden bahsedeceğim bugün. Bunlar; 
  1. Semih Saygıner
  2. Uğur Dündar
  3. Fazıl Say
  4.  Ayşe Sucu
Şöyle bir şahane girişle başlayalım derim.
 Büyük ruhlar, sıradan beyinler tarafından her zaman şiddetli muhalefet gördü. Sıradan bir beyin, geleneksel önyargıları körce boyun eğmeden reddeden ve düşüncelerini cesurca ve dürüstçe ifade eden insanları anlayabilecek kapasiteye sahip değildir. -Albert Einstein-

 Semih Saygıner

1994’te ilk Dünya Bilardo Şampiyonluğunu kazanan Saygıner, dünyada "Mr. Magic" (Bay Sihir) ya da "The Turkish Prince (Türk Prensi)" lakaplarıyla tanınır. Türkiye’de bilardonun federasyon haline gelmesini sağlayan kişidir. Hollanda liginde 9 yıl, Portekiz liginde 3 yıl profesyonel oyunculuk yapan Saygıner'in bilardo literatürüne "Semih Saygıner Magic Shots" (Semih Saygıner'in Sihirli Vuruşları) olarak geçmiş, 42 özel vuruş tekniğine sahiptir ve bu oyunun dünyadaki en önemli isimlerinden biridir
http://www.semihsayginer.org/

 Kazandığı Turnuvalar ve Diğer Dereceleri
http://www.baktabul.net/sporcular/73097-semih-sayginer-kimdir-semih-sayginer-hayati-semih-sayginer-biyografisi.html


Bu isteyene keyif olsun.

Şimdi derseniz ki "Kardeşim, bu adamın kim olduğunu zaten biliyoruz hem bu verileri neden daha sağlam bir kaynaktan değil de bir öylesine bir linkten veriyorsun."
Konumuzda o zaten.
Federasyonun sitesine tıklarsanız boş olduğunu görürsünüz.
 http://www.bilardo.gov.tr/
Ve açıkken de 'Milli Gururlarımız' kısmında Semih Saygıner'in adı yazmıyordu.
Ha neden?
Kendisinden dinleyelim.


 Videoyu izlemeye üşenenler, zamanı olmayanlar için net bir özet geçeyim.

 Semih Saygıner AKILALMAZ BİR HAKSIZLIĞA UĞRAMIŞ.

Saygıner: Ayakları yere basan, sağlam basan insanları biz sevmiyoruz. Yönetebildiğimiz insanları seviyoruz.
Istaka ile kavga ettiniz mi hiç?
Saygıner:Kırdım bile! (Gülüşmeler) Maçı kaybedince sinirden kırdım, gençken ama. Bilardo, rakibe bir fiske atmadan rakibi yerle bir etme sanatıdır.

Uğur Dündar

Hakkında fazla yazmayacağım. Bir kaç, benim için önemli noktayı düzenleyip Yol'a devam ediyoruz.
 http://www.ugurdundar.com.tr/
 Sözcü Gazetesi'nde yazıyor şu anda kendileri. Üstteki linkte de günlük yazıları bulunuyor.
En son çıkarttığı kitap:

Vefa Lisesi'nden dönem arkadaşı olan Müjdat Gezen'in yazısı ile bir nokta birleştirmesi yapalım.


Uğur Dündar Müjdat Gezen Televizyon Okulu

( ARENA 31 ocak 2011 Levent KIRCA, Müjdat GEZEN, Yılmaz ÖZDİL, Uğur DÜNDAR, Nedim ŞENER izlenir, izlemişsinizdir, dön dön izle.)
 Program için bir eleştiri linki: http://www.samanyoluhaber.com/gundem/bAKPye-oy-veren-herkes-aptal-b/502790/

Bir de diğer Vefa Lisesi kardeşliğinin simgesi, Ustayı da analım.
Bir fotograf yeter bazen.


 Hemen devam ederiz yolumuza, aklım kalır yoksa.
Uzadı yazı farkındayım. Ama bana düzenlerken çok değerli geliyor.
Keyif alıyorum.
Umarım Sana da öyle geliyordur.

3 kardeş var ortada, mevzu Büyük.

Uğur Dündar AKILALMAZ BİR HAKSIZLIĞA UĞRAMIŞ.

Fazıl Say

http://fazilsay.com/tr/

 Bir konser çıkışında ünlü kemancı Fritz Kreisler´in bir hayranı ona doğru koşarak coşkuyla;
“Sizin kadar güzel çalabilmek için bütün hayatımı verirdim,” der.
Kreister cevap verir:
“Ben verdim.” 




Sekilecek taşları dziyorum her zaman ki gibi. 
Bir beyanım yok.
Siz bulursunuz ,ayan beyan. 

Padişah Süleyman 1538’de bir ferman yayımladı.
Bu fermana göre:
1. O zamanının üniversiteleri sayılan medreselerdeki (Sahn) felsefe, matematik, coğrafya gibi akıla dayalı dersler kaldırılacak.
2. Din görevini yerine getirmeyenlere ve dine saygısızlık edenlere ağır cezalar verilecek.
3. Müslümanlar için saygı aracı olarak kullanılan bazı sözler, Gayrimüslimler için kullanılamayacak ve yine Gayrimüslimler, Müslümanlar gibi giyinemeyecekler ve gezemeyecekler.


İnsanıın yaşadığı çağın sorunlarını
hep kendine özel bilmesinin, zannetmesinin
Tarih bilgisi noksanlığından kaynaklandığını düşünüyorum.
Kendimden biliyorum bu eksikliği, çözüm çıkmazlıklarında gezinmekten.
Fazıl Say'ın Hayyam için yaşadığı sorun bir çağlar üstü zihniyet sorunudur.

25 asır, 66 yıl, 20 milyon çocuk, Noooluyoehou leaaeoun.

http://ustaogluemredemir.blogspot.com/2012/05/25-asr-66-yl-20-milyon-cocuk.html

YUNUS EMRE KAFİR İLAN EDİLDİ
Bugün İstanbul’un tarihi bir caddesine ismi verili bulunan Şeyhülislam Ebussuud Efendi, dönemin devlet işlerini ve sivil hayatını dinsel hükümlere (şeriata) göre şekillendirmiştir. Bu yüzden, Yunus Emre’nin şiirleri bile dine aykırı sayılmış, bu şiirleri okuyanların öldürülmesi gerekir diye fetvalar verilmiştir.
Yunus Emre’nin “Cennet cennet dedikleri, bir ev ile birkaç huri/İsteyene ver sen onu, bana seni gerek seni” diye başlayan şathiyesini okumak, idam edilmeyi göze almak demekti.
(Bu benzeri fetvaları merak edenler, M. Ertuğrul Düzdağ’ın yayımladığı Şeyhülislam Ebussuud Efendi Fetvaları’na bakabilirler.)



 


 "Marifet hiç ezilmemek bu dünyada
Ama biçimine getirip ezerlerse
Güzel kokmak
Kekik misali
Lavanta çiçeği misali
Fesleğen misali
Itır misali
İsâ misali
Yunus misali
Tonguç misali
Nazım misali"

Bedri Rahmi Eyüboğlu

Osmanlı Devleti zamanında, hiçbir İslam ülkesinde görülmeyen facialar da şeriat hükmü diye ortaya konuldu. 
 Sivas’ta yakılan aydınlardan 530 sene daha önce Edirne’de Hurufiler diri diri yakıldılar.

Osmanlı'da Karşı Düşünce ve İdam Edilenler Yazar:Rıza Zelyut




“Adaletsizliği engelleyecek gücünüzün olmadığı zamanlar olabilir, ama itiraz etmeyi beceremediğiniz bir zaman asla olmamalı? ELİE WİESEL


Fazıl Say AKILALMAZ BİR HAKSIZLIĞA UĞRAMIŞ.

 Ayşe Sucu

  
Kendileri İmam hatip kökenli, Anadolu Üniverisitesi çıkışlıdır.
 1996’da Diyanet Vakfı Kadın Merkezini 20 kişiyle birlikte kuran ve 14 yıldır Başkanlığını yürüten Sucu, görevden alındı.
Merkez, 12 bin üyesiyle Türkiye’nin en büyük kadın kuruluşudur.
Kendisini daha iyi tanımak için bu yazıyı tavsiye ederim.


muhalifgazete.com: Sağlık Bakanı 'Başına kötü bir durum gelmişse dahi kadın o bebeği doğurmalı gerekirse devlet bakar' dedi bu konuda ne düşünüyorsunuz?


Ayşe Sucu: Öncelikle başına kötü bir şey gelen kadının psikolojik durumunu konuşalım. Çok basite alınacak bir şey mi ki, hemen akabinde çocuğu konuşuyoruz! Başına kötü bir şey gelen kadın bir insan. Yaratılmışların en güzeli… Duyguları var. Sevecek, sevilecek ve o sevdiği erkekten dünyaya bir bebek getirmek isteyecek. Onun için dokuz ay bebeği karnında taşıyacak. Yine o sevgi uğruna dünyanın en zor durumlarından biri olan doğum hadisesini yaşayacak. Bütün bunları bir kenara atın, ve her şeye rağmen yine de kadın o çocuğu doğursun deyin. Allah aşkına kadın kobay mı? Çok kolay yargılara varılıyor… Buna karar verecek tek yetkili kadındır. Şunu da hemen soralım; hangi tecavüze uğrayan kadın, bu hunharca davranış karşında, o bebeği dünyaya getirmek ister… Biraz insaflı olalım!

İslam tek bir görüşten ibaret değildir. İman hakikatlerinin ve ibadetlerin farziyeti konusu dışında kalan muamelatla ilgili, günlük hayata ilişkin konularda çok farklı görüşler söz konusudur. Kaldı ki ibadetlerin uygulamalarıyla ilgili dahi mezhepler arasında farklılıklar vardır. Dolayısıyla İslam çoğulcu bir anlayış içinde dinamik bir yapıya sahiptir. Dini tek bir bakışa indirgemek, İslam’ın ve Kur’an’ın esprisine aykırı düşer.

 Ayşe Sucu Türklerin yüzlerce yıldır dahil olduğu Hanefi mezhebinde saç göstermenin dinen yasak olmadığını savunuyordu.


Ayşe Sucu: Öfkeli değilim. Bakanlar da görevden alınabiliyor... Geçici şeyler bunlar. Ben ikinci bebeğimi kaybettim. Çocuk acısı nedir bilirim. Ama bu çalışma benim yüreğime koydu. Bu ondan daha ağır. Alınış biçimine karşıyım. Ben daha farklı bir tarz beklerdim. En azından ben Sayın Başkan'ın konuşmasını isterdim. Ben Sayın Görmez'i çok da severim... Bu tarz bir şey beni incitti. Bir tane memur arkadaş gelip bildirdi. Bunu söylemek istemezdim. Benim makamla derdim yok. Bütün mesai arkadaşlarım bilirler. Benim oradaki mesaimi nasıl yaptığımı bilirler. Kelimelerin kifayetsiz kaldığı bir şey... Ben kadınımızın, bugünkü modern kadınınımızın gelenekle moderniteyi nasıl bir araya getirebileceği ile ilgilendim.

İlgili haber Videosu için;

Ayşe Sucu AKILALMAZ BİR HAKSIZLIĞA UĞRAMIŞ.

Tüm bunlara karşı bir çift lafım var:

 

“Yanlış ve doğru hakkındaki fikirlerimizin ötesinde bir alan var.
Sizinle orada buluşacağım.
Çimenlerin arasına uzandığınızda, dünyanın doğru-yanlış fikirlerinize ihtiyacı olmadığını göreceksiniz.” MEVLANA

Eyvallah.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Baykuş uğursuz mudur, bilge midir? Batı-Doğu ve Toplum-benlik açısından bir derleme

Birileri uğursuz diyor, birileri saygı duyuyor bu canlıya.
Bu minvalde ilerleyip bir çözümleme haddinde olmayarak, toplumumuzun ve benliklerimizin değerleri hakkında bir düzenleme olacak bu yazı.
Buyur sergüzeştime kardeşim benim.

Batı'da ve Doğu'da farklı değerlendirilen bu canlı, bilgiye karşı pragmatist ve pesimist olan kitlelerin farklı yorumları olarak geliyor bana. Açıklayayım.
Buyrunuz:

Baykuş, aklın tanrıçası Athena'nın simgesidir . Bu nedenle Batı'da pekçok kitabevi baykuşu kendi logosunda kullanagelmiştir. Baykuş, Amerika'da aklı, Hindistan'da kötü şansı sembolize eder.
Batı Avrupa'nın çoğu bölgesinde baykuş, gündüzleri kör ve çaresiz olduğu için aptallığın sembolüdür.
Kardeşimiz, canımız bu garip canlının, bilgeliğin sembolü olduğu söylenir.
İlkçağ'da bilgeliğin simgesidir.
Mimarsinan üniversitesinin de sembolüdür.
Ülkemizde uğursuz olarak görülse de baykuşun bizi kötü güçlerden koruduğuna inananlar da vardır.
Felsefenin simgesi, bilginin…

Öyle bir ölsem Öyle bir ölsem çocuklar Size hiç ölüm kalmasa.

Konu o kadar ağır ki, üzerine yorum yapmayacağım.

Yedi yaşında bir kızım, büyümez ölü çocuklar.
http://tr.wikipedia.org/wiki/Srebrenitsa_katliam%C4%B1 1995 yılı temmuz ayında katledilen 10.000 kişi içinden  4 yaşında küçük bir çocuk ölmeden hemen önce annesine  “çocukları küçük kurşunla öldürürler değil mi anne ?”  diye sorar... Öyle bir ağlasam     Öyle bir ağlasam çocuklar     Size hiç gözyaşı kalmasa.
    Öyle bir aç kalsam     Öyle bir aç kalsam çocuklar     Size hiç açlık kalmasa.
    Öyle bir ölsem     Öyle bir ölsem çocuklar     Size hiç ölüm kalmasa. Aziz Nesin

Benim sizden kendim için hiçbir şey istediğim yok. Şeker bile yiyemez ki kâat gibi yanan çocuk.Nazım Hikmet Ran

29 Ekim ve "Benim naçiz vücudum birgün elbet toprak olacaktır, fakat Türkiye Cumhuriyeti ilelebet yaşıyacaktır."

Attilâ İlhan'ın "o sarışın kurt" adlı eserinde muhteşem üslubu ile anlattığı ve kitabın hayran kaldığım bir yerinden bahsedeceğim. Merak edenler açsınlar okusunlar, derim.


 İzmir, Naim Palsas çevresi; akşamüstü.
 Mustafa Kemal Paşa heyecanla: - "Temeli büyük Türk milletinin ve onun kahraman evlâtlarından mürekkep büyük ordumuzun vicdanında akıl ve şuurunda kurulmuş olan Cumhuriyetimizin ve milletin ruhundan mülhem prensiplerimizin bir vücudun ortadan kaldırılması ile bozulabileceği fikrinde bulunanlar, çok zayıf dimağlı bedbahtlardır. Bu gibi bedbahtların, Cumhuriyetin adalet ve kudret pençesinde lâyık oldukları muameleye maruz kalmaktan başka nasipleri olmaz. Benim naçiz vücudum birgün elbet toprak olacaktır, fakat Türkiye Cumhuriyeti ilelebet yaşıyacaktır. Ve Türk milleti emniyet ve saadetinin kefili olan prensiplerle medeniyet yolunda, tereddütsüz yürümeğe devam edecektir." 1926 (Atatürk'ün S.D. III, S. 80)
http://www.kultur.gov.tr/TR,25403/cumhuriyet.htm…