Ana içeriğe atla

24.02 - 02.03

Merhabalar,
Blog hakkında bir kararımı şu anda, burada sizlere bildirmek isterim.

Haftada bir, bir hafta içinde gelişen benim için önem arzeden konuyu zihninize, ruhunuza, benliğinize sunacağım.
Bu paylaşımın günü de Cuma günleri olacak.

Bütün yazı caanım eserle ilişiktir.
Dinlerseniz keyifli olur.



Bu haftamızın önemsediğim konusu
'13 ayda 26 ülke,100 sehir gezen Türkler'.
Neden bunun 'haber' olabildiğini düşünürsek eğer; 
cümlenin en sonundaki milliyet belirten ismin altını çizmemiz gerekiyor.
Sosyal yaşantımızın etkileneni insan yapımıza göre, 
zor bir durum bu başarılmış olan. 
Bizler; yıllık tatillerimizin planlarını dahi 
tatil gelmeden en erken 1 ay önce yapabilen insanlarız.
(Daha erken yapabilen varsa eğer şu an yapmış olması lazım, 
yaptıysa da bi seslensin inceden, iyi olur.)
Bunun sebebi türlü türlü etmenler tabiki. 
Fakat onlara girmeyeceğim. 
Sadece sıyrılınması gereken konular olduğunu söyleyip, 
herkesi kendi hayat çözümlemelerine bırakmak istiyorum. 
Pek tabiki kişisel halimi de o kadar ifşa etmemek için attığım bir adım olabilir bu kardeşim. 
Öyle anladıysan. 
Sorduysan bana. 
Helal sana. 
Tam benim aradığım insanlardansın. 
Beni eleştirebilen.
Bana kuşkuyla bakan. 
Beni tartan. 
Sonra anlayan. 
Çünkü ben insanları böyle severek alıyorum hayatıma. 
Böyle olmayanları da hayatıma aldığım olmuyor mu? 
Pek tabiki de var.
Ya çok değerlidir onlar.
Ya da tam tersi.

Mevzuya geçelim yeter artık. Ben sıkıldım yazarken. 
Okurken ki kasvetini düşünüyorum şu an. 
Sağolasın yahu. 
Değecek değecek aldığım zamana vallabilla. 

Bu arkadaşlarımızın ikisi de mühendismiş. 
Basmışlar kararı kaçıyoruz kardeşim demişler.
Öncesinden hazırlıklarını da yapmışlar pek tabiki.
Ama o cüreti de gösterebilmişler hani.
Biz hangi 'saçma sapan' gibi görünmeyen 'çok önemli' işlerimizi bırakıp tam 1 yıllığına tatile çıkabiliriz?
'Neleri kaçırmış oluruz?' riskiyle nasıl da vazgeçeriz bu kendine yolculuktan.
Dünyaya yolculuktan.
Korkuyoruz.
Harbiden de çatır çatır korkuyoruz.
Hayatımızı kuramamaktan.
Geleceğimizdeki güvencemizi sağlayamamaktan.
'Kendimizin hakettiği geleceği yaşamak uğruna bugüne sarılmaktan' korkuyoruz.
Yani ben böyleyim.
Sen değilsen.
5 ay sonra neredesin canım kardeşim?


Para falan fasaryası da okumayın bana.
Parasız ne kadar güzel işler yapılabildiğini de çözümleyemediysen zaten, çarpı köşesine tıkla canım benim.
Konuşmayacağım konular var benim.

Forget about the Price Tag

Mevzudan fazla bahsetmeme gerek yok bence.
Dileyenler şu linkten adamların bloglarına ulaşabilirler.

BAŞKA TÜRLÜ BİR ŞEY

başka türlü bir şey benim istediğim
ne ağaca benzer, ne de buluta
burası gibi değil gideceğim memleket
denizi ayrı deniz,
havası ayrı hava..

bir başka yolculuk dalından düşmek yere
yaşadığından uzun

bir tatlı yolculuk dalından inmek yere
ağacın yüksekliğince
dalın yüksekliğince rüzgarda
ve bir yeni ömür
vardığın çimen yeşilliğince

nerde gördüklerim
nerde o beklediğim
rengi başka
tadı başka..     Can Yücel


 Sizin başka türlü isteğiniz nedir?


Hadi,
Öptüm.
İki yanaktan.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Baykuş uğursuz mudur, bilge midir? Batı-Doğu ve Toplum-benlik açısından bir derleme

Birileri uğursuz diyor, birileri saygı duyuyor bu canlıya.
Bu minvalde ilerleyip bir çözümleme haddinde olmayarak, toplumumuzun ve benliklerimizin değerleri hakkında bir düzenleme olacak bu yazı.
Buyur sergüzeştime kardeşim benim.

Batı'da ve Doğu'da farklı değerlendirilen bu canlı, bilgiye karşı pragmatist ve pesimist olan kitlelerin farklı yorumları olarak geliyor bana. Açıklayayım.
Buyrunuz:

Baykuş, aklın tanrıçası Athena'nın simgesidir . Bu nedenle Batı'da pekçok kitabevi baykuşu kendi logosunda kullanagelmiştir. Baykuş, Amerika'da aklı, Hindistan'da kötü şansı sembolize eder.
Batı Avrupa'nın çoğu bölgesinde baykuş, gündüzleri kör ve çaresiz olduğu için aptallığın sembolüdür.
Kardeşimiz, canımız bu garip canlının, bilgeliğin sembolü olduğu söylenir.
İlkçağ'da bilgeliğin simgesidir.
Mimarsinan üniversitesinin de sembolüdür.
Ülkemizde uğursuz olarak görülse de baykuşun bizi kötü güçlerden koruduğuna inananlar da vardır.
Felsefenin simgesi, bilginin…

Öyle bir ölsem Öyle bir ölsem çocuklar Size hiç ölüm kalmasa.

Konu o kadar ağır ki, üzerine yorum yapmayacağım.

Yedi yaşında bir kızım, büyümez ölü çocuklar.
http://tr.wikipedia.org/wiki/Srebrenitsa_katliam%C4%B1 1995 yılı temmuz ayında katledilen 10.000 kişi içinden  4 yaşında küçük bir çocuk ölmeden hemen önce annesine  “çocukları küçük kurşunla öldürürler değil mi anne ?”  diye sorar... Öyle bir ağlasam     Öyle bir ağlasam çocuklar     Size hiç gözyaşı kalmasa.
    Öyle bir aç kalsam     Öyle bir aç kalsam çocuklar     Size hiç açlık kalmasa.
    Öyle bir ölsem     Öyle bir ölsem çocuklar     Size hiç ölüm kalmasa. Aziz Nesin

Benim sizden kendim için hiçbir şey istediğim yok. Şeker bile yiyemez ki kâat gibi yanan çocuk.Nazım Hikmet Ran

Cumhuriyet sizden “fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür” nesiller ister.”, “Kimseden ümmîd-i feyz etmem, dilenmem perr ü bâl”, Biat kültürü ve Mankurtlaşmak

Merhaba canlarım benim. Yorucu, kendimce derinlere indiğim bir çözümleme yazısıyla karşınıza dikilmiş bulunmaktayım. Size tüm samimiyetimle gülümseyerek kendimi, halimi, tavrımı, cüretimi tekrar bildirmek gereğinde  hissediyorum.
Ben size hiç farkedilmemiş ya da çok zengin bir bakış açısının sonuçlarını verebileceğimin cüretinde değilim. Bir çıkalım yola, benim dizdiklerimle Sizler benden öte diyarlarda gezersiniz keyfine niyetimdendir bütün emeğim.   Hadi Yol'a çıkalım. “Hiçbir zaman unutmayın ki, Cumhuriyet sizden “fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür” nesiller ister.” 25.08.1924 İrfan üzerineMuradını anlarız ol gamzenin izanımız vardır,Belî söz bilmeyiz ama biraz irfanımız vardır.NedimCemil Meriç (Aydınların Dini: İzm’ler) Bu ülkeÂRİF'İN İRFANINA 'MÂRİFET' DENİLİR!ahmedhulusiTasavvufta kişinin ulaşabileceği dört ana düzlemKimseden ümmîd-i feyz etmem, dilenmem perr ü bâl. Tevfik Fikret (kimseden bir fayda ummam ben, dilenmem kol kanat, Ahmet Muhip Dıranas)Biat kültürüGel…